Gönderi

Her Gemide Saklı Bir Hayatın Hikâyesi
Bir gemiyi denize indirirken, aslında sadece çelikten bir kütleyi suya bırakmıyoruz. O geminin gövdesine sinmiş alın terimizi, sabrımızı, geceler boyu dinmeyen emeğimizi de onunla birlikte uğurluyoruz. Ben bunu hep kendi hayatımla bağdaştırdım; çünkü insanın içinde de bir tersane var. Her darbe, her yara, her sabır anı içimizde bir gemiyi inşa ediyor. Çekiç sesleri bazen başımızın içinde yankılanıyor; sabahın ayazında ellerimizin çatlaması, ruhumuzun içindeki mücadeleyle birleşiyor. Ve o gemi, sonunda denize indiğinde, sanki kendi içimizde yıllardır taşıdığımız yüklerin de birazı akıp gidiyor. Ben kendi hayatımda da böyle hissettim. Zorluklar hep vardı; bazen paramparça oldum, bazen yolumu kaybettim. Ama her defasında yeniden başladım, yeniden ayağa kalktım, parçaları toparladım. Tıpkı bir formen gibi… Ekibin önünde dimdik durup, her zorluğun ortasında “devam” demek zorunda kaldığım anlar oldu. Yorgunluğumu belli etmeden, içimdeki dağınıklığı toparlamayı öğrendim. Çünkü biliyordum ki, formen düştüğünde herkes düşer; o yüzden ne kadar ağır olursa olsun yükü sırtlanmalıydım. O yüzden, bir gemi denize indiğinde ben sadece büyük bir işin bitmiş olduğunu görmedim. Aynı zamanda kendi yolculuğumun bir simgesini gördüm. Her gemi bana şunu hatırlattı: Zorluklarla yoğrulmadan hiçbir şey kalıcı olmaz. Emeğin olmadığı yerde gurur da olmaz. Ve gurur dediğimiz şey, en çok da zorlukların içinden çıkar. Şimdi arkama dönüp bakınca anlıyorum; denize inen her gemi aslında bir insanın, bir hayatın, bir mücadelenin hikâyesini de taşıyor. Biz o gemiye sadece demir değil, ruhumuzu da koyuyoruz. Ve o ruh, dalgaların üzerinde yol aldıkça bize sessizce şunu fısıldıyor: “Hayatı zorla yoğur, çünkü gerçek zafer, tam da orada saklıdır.”
Duygu ve Düşünce
·
66 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.