Merhabalar herkese... Dan Brown'ın kaleminden Sırların Sırrı isimli kitabının kendimce küçük bir incelemesiyle buradayım. Kitabın konusu; Saygın Simgebilim Profesörü Robert Langdon, yeni bir ilişkiye başladığı noetik bilimci Katherine Solomon'ın vereceği konferansa katılmak için Prag'a gider. Doktor Solomon insan bilincinin doğasına dair şaşırtıcı keşiflerin anlatıldığı, yüzyıllardır süregelen inançları altüst edebilecek bir kitap yayımlamak üzeredir. Ancak acımasız bir cinayet hayatlarını tam anlamıyla kaosa sürükler ve Katherine kitabıyla birlikte aniden ortadan kaybolur. Prag'ın kadim mitlerinden fırlamışa benzeyen azılı bir katilin peşine düşen Langdon ise kendisini aniden karanlık bir örgütün hedefinde bulur. Olaylar Londra ve New York'a doğru genişlerken Langdon zamana karşı yaışmak zorunda kalır. Zira profesörün peşine düştüğü şey yalnızca bir kayıp vakası değil, insan zihni ve bilincine dair bildiğimiz her şeyi sonsuza dek değiştirebilecek bir uyanış ve gizli kapıların ardında bekleyen Gerçek'tir. Bilimin soğuk gerçekleriyle kadim öğretilerin iç içe geçtiği bu akıl almaz serüvende tek bir soru her şeyi değiştirecektir: Gerçek nedir ve nereye gizlenmiştir?
Öncelikle kitabı çok fazla beğendiğimi söyleyerek başlayabilirim. Yazar yapmış yine yapacağını. Kitabın başından sonuna dek sanki büyülü bir rüyada gezindi ruhum. Karakterlerin aşırı gerçekçi yansımaları, olayların heyecanı ve gidişatı okuru tam anlamıyla tam on ikiden vuruyor. Kitabı okurken kitabın bazı noktalarında gereksiz bir şekilde uzatıldığını düşünsem de sonlarını okudukça bariz biçimde haksız çıktığımı anladım. Yazarın kalemine ve üslubuna zaten ayrı bir hayranım. Bu romanda da diğer romanlarında olduğu gibi tarihi ve kültürel öğeler muhteşem bir kurgusal gerçeklikle harmanlanarak okura yansıtılmış. Her okuduğum kitap hakkında hislerimi yazmak hoşuma gidiyor ama bu kitap hakkında gerçekten ne diyeceğimi, ne yazacağımı bilemiyorum zira aşırı derecede akıcılığından ve heyecanından nutkum tutuldu. Ve yılın beklenen romanı olması özelliğiyle de durmayan ve bitmeyen heyecanı ve güçlü temposuyla da kendini bir güzel okutuyor romanımız. Konusu zaten beni can evimden vurdu. Çünkü en çok merak ettiğim ve yıllardır araştırdığım konulara oldukça geniş bir perspektifde ve araştırmayla değinilmiş ve okurken gerçekten bitmeyen bir merakla okudum. Yazarın tüm kitaplarını da okumuş olduğum için ayrıca mutluyum ( kitaplar tam benim tarzım:) ) Katherine ve Langdon'ın uyumlarına da ayrıca bayıldım. Ve o olağanüstü sonu... Hiç beklemediğim bir sondu ve beni fazlasıyla etkiledi. Hiç böyle bir son beklemiyordum ve bu son, bomba etkisi yarattı. Kitabın içeriğine diline anlatımına zaten diyecek söz yok. Fakat sanki kurgu biraz yavaş ilerledi gibi. Onun dışında harika bir roman okudum. Tüm okurlara tavsiye ederim.
Keyifli okumalar.
Kitaplarla kalın.
Sevgiyle.<3
600 küsür sayfalık içi boş bir Amerikan rüyası. Hiçbir edebi özelliği yok. Hiçbir bilgi vermiyor, verdiği bilgiler de Google de herkesin bulabileceği türden.