Zeka, mutluluğun bir anahtarı mıdır? Yoksa cehalet gerçekten bir lütuf mu? Bu soruların tam kalbine inen, sarsıcı ve unutulmaz bir klasikle karşınızdayım bu akşam.
Bu kitap, zihinsel engelli ve iyi niyetli bir fırın işçisi olan Charlie Gordon'un hikayesini anlatır. Charlie, zekasını artıracağı vaat edilen deneysel bir ameliyat için gönüllü olur. Ameliyat daha önce sadece Algernon adında bir laboratuvar faresi üzerinde başarılı olmuştur.
Kitabı bir başyapıt yapan şey ise anlatım tekniğidir. Hikayeyi, Charlie'nin kendi tuttuğu "gelişim raporları"ndan okuyoruz. Kitabın başında, imla hatalarıyla dolu, çocuksu bir dille yazan Charlie'nin zekası arttıkça, cümleleri de karmaşıklaşıyor, dili zenginleşiyor ve bir dâhinin zengin ve karmaşık diline dönüşüyor. Bu değişim, okuyucuya bir karakterin zihinsel evrimine birinci elden tanıklık etme imkanı sunan edebi bir dehadır.
Ancak Charlie'nin IQ'su yükseldikçe, mutluluğu artmaz. Aksine, geçmişte insanların ona aslında nasıl davrandığını acı bir şekilde fark etmeye başlar. Entelektüel olarak anladığı dünya ile duygusal olarak başa çıkabildiği dünya arasında sıkışıp kalır. Kitap, bir anda kazanılan bir dehanın korkunç yalnızlığını ve kaybedilen masumiyetin o derin hüznünü anlatır.
Algernon'a Çiçekler, zeka, sevgi ve insan olmanın gerçekte ne anlama geldiği üzerine yazılmış en dokunaklı, en zihin açıcı ve en unutulmaz eserlerden biri. Bitirdiğinizde hem aklınız hem de kalbiniz uzun süre meşgul kalacak. Kesinlikle tavsiye ederim.