Başlığının çağrıştırdığı basitlikten çok daha fazlasını sunuyor. İlk bakışta gündelik hayata dair pratik tavsiyeler beklenebilir ancak yazar aptallığı yalnızca bilişsel bir yetersizlik değil, ahlaki bir sorun olarak ele alıyor. Aptallığın bireysel tercihlerden ziyade toplumun bütününü etkileyen bir “etik" problemi olduğunu savunuyor.
Yazar; aptallığı yalnızca zekâ eksikliğiyle açıklamanın yetersiz kaldığını, davranışların bağlam içinde -niyetler ve sonuçlarla birlikte- değerlendirilmesi gerektiğini öne sürüyor. Bunu yaparken etkileşimsel etik kavramına yaslanıyor: yani aptallık başkalarının özgürlüğünü, güvenliğini ve onurunu zedeleyen bir davranış biçimi olarak okunuyor.
Kitap dikkatle okunması gereken bir yapıya sahip. Yer yer kendi içinde çelişkiler barındırıyor. Bazı bölümlerde aptallığı toplumsal yapılar üzerinden analiz ederken bazı bölümlerde bireysel kusurlara indirgediği görülüyor. Bu gerilim metni daha da düşündürücü kılıyor. Yazarın yaklaşımı, okuru kolay cevaplardan uzaklaştırarak aptallığın farklı katmanlarını sorgulamaya zorluyor.
Özetle bu eser “aptallık” olgusuna alışılmadık bir bakış açısı getiriyor. Onu hem entelektüel bir tartışma olarak hem de günlük hayatta hepimizin karşılaştığı, etik sonuçları olan bir mesele olarak ele alıyor. Dolayısıyla yüzeysel bir okuma yerine sabırla ve eleştirel bir dikkatle okunmalı.