Bu inceleme ikilemenin iki kitabını da içermektedir, bilginize (人 •͈ᴗ•͈)
Yazarın o kadar iyi bir anlatım dili var ki okurken hayran kaldım. Duygular ve düşünceler o kadar iyi betimlenmiş ki okurken kendimi kitabın içinde gördüm. Ne çok kısa ne çok uzun bir hikayeydi. Mekan betimlemeleri de oldukça anlaşılabilirdi. Karakter inşası bir yana, konunun çok iyi anlatılmış olması da kitapta bulduğum en olumlu yönlerden biri.
Hikaye bir savaş döneminde geçmesine rağmen fantastik ve karanlık akademi izlenimini taşıyordu. Mekanlar olsun, kıyafet tasarımı ve dönemin aygıtlarıyla (başta daktilo olmak üzere) hikayeye nostaljik bir hava katıyordu. Kavga dövüş yerine bol bol gizli numaralar, casusluklar barındıran kurnazlık hikayesi bile diyebilirim çünkü ana karakterlerimiz gazete muhabirleriydi. Böylece savaşta muhbirliğin ve insanları örgütlemenin önemini gözler önüne seriyordu. Bu da savaşın başka bir yüzüydü kısacası. Savaş demişken genel hatlarıyla savaş sürecini de görmüş oldum. Ama yazarın çok da odaklandığı bir unsur değildi bu.
Fantastik kısmıysa savaşı yöneten farklı güçlere sahip farklı tanrıların birbirleriyle savaşıydı. Buna ek olarak hikayenin en önemli unsuru olan daktilolar bile kendilerince bir sihir gücüne sahiplerdi.
İlk kitapta yan karakterlerle fazla empati kuramasam da ana karakterler bunu yeterince karşılıyordu nitekim ikinci kitapta yan karakterlerin de ruh hallerini ve iç dünyalarını anlayabilme şansım oldu.
Bu ikilemede en çok beğendiğim şey karakterlerin oldukça insani olmasıydı. Bir sürü kitapta birbirinden farklı karakter gördüğümde hep bir tavrı ya da en azından bir lafı veya hareketi yapmacık gelir, itici bulduğum olurdu. Buradaysa karakterlerin her biri o kadar gerçek hissettirdi ki sanki birinin günlüğünü ya da anı defterini okumak gibiydi. Günlük rutinimizi ve insanlarla kullandığımız diyalogları anımsatıyordu.
Her iki kitap da birbirinden güzeldi ancak heyecanı dorukta yaşatması ve her bölümde farklı bir olay yaşanmasıyla ilk kitap daha güzeldi bana göre. İkinci kitapta ise artık gerçeklerin gün yüzüne çıktığı ve daha çok casusluğun ön planda olduğu, bölümlerin daha sakin geçtiği bir kitap olmuş. Yine de okuması oldukça zevkliydi. Hikayenin sonunda da boğazım düğümlendi resmen. Beklemediğim bir son oldu.
Iris ve Roman aşklarını saf kalpleriyle oldukça berrak yaşayan, birbirleri için her şeyi yapabilecek cesur ve zeki karakterlerdi. Yine Iris ve meslektaşı Attie ile bitirim ikili hallerini okumak çok keyifliydi.
Büyülü Mektuplar serisini böylelikle bitirmiş oldum. İki kitaplık olmasına rağmen kalbimde ayrı bir yeri olan nadir ikilemelerden biri oldu artık. Fantastik seven herkese de kesinlikle öneririm♡
Ebedî RekabetSonsuz Yeminler