Kitap sanırım yazarın ilk kitabı ve ben çevrilen diğer iki kitabını daha önce okuduğum ve beklentim onlara göre şekillendiği için sanıyorum, bu kitabını diğerlerinden daha az sevdim. Bunda başrol kıza tam anlamıyla ısınamam da etkili aslında. Çalışkan, azimli ve hırslı başkarakterler yazarın olmazsa olmazı ve okuduğum üç kitabında da başkarakterler arasında bir rekabet söz konusu. Ama Alice diğerlerinden daha farklı ve daha hırslıydı. Bunda yaşadıklarının ve mevcut sınıf farkının etkili olduğunu biliyor, çoğunlukla da onu anlayıp sinirine hak veriyordum ama bence görev niyetine yaptığı son şeyle çizgiyi aştı. Her ne kadar bundan işi yaptıktan hemen sonra pişman olup düzelteyim derken her şeyi eline yüzüne bulaştırsa da.
Henry, kitaptaki en sevdiğim ve en tatlı karakterdi. Hatta biraz harcandığını düşünüyorum. Hem ikili arasındaki dinamik çok yavaş gelişti hem de sonda oldu bittiye getirildi bence. Ayrıca yapması için hiçbir nedeni yokken Alice'ye her koşulda ve her "kanunsuzlukta" yardım etmesi onun adına üzülmeme neden oldu. Alice ne derse onu yapıyordu ve Alice hiçbir şeyin farkında bile değildi.
Kitabı sevdim, verilmek istenen mesaj da hoşuma gitti. Yalnızca son kısımda tehdit usulü farkındalık oluşturulmasını pek de doğru bulmadım. Alice yanlış yaptığının farkındaydı ama bence bu farkındalık yeterli miktarda değildi. Olay sonrası Peter'la yüzleşmedi ve bizzat özür bile dilemedi. O kısımlar da fazla oldu bittiye getirilmiş gibiydi. Halbuki yaptığı şey sadece okuldan atılmakla karşılanamayacak kadar büyük bir olaydı ki bunlara sebep olmasa bile zaten okuldan ayrılmak zorundaydı. Üstüne üstlük gidebileceği iyi bir okul bile buldu. Bilmiyorum, yaşananlar ve karşılığında olanlar benim etik anlayışıma pek uymadı kısacası.