Uzun zamandır kalbimi sızlatan, yüreğime dokunan böyle güzel öyküler okumamıştım.
Öykülerin bu kadar etkileyici olmasının sebebi en çokta gerçek hayatla bağlantılı olmasındandı.
Öncelikle kitabın ismi neden ipek böcekleri onu açıklamak istiyorum. Eser on öyküden oluşuyor ve her bir öyküde bir kadının hikayesine yer verilmiştir. Bu yüzden yazar kadınlarımızı ipek böceklerine benzetmiştir.
‘’ Kadınlar da tıpkı ipek böceklerinin kelebekleri gibi yaşamın devam etmesi için bir döngü kurarlar. Bu döngüye, kimi bedeninden can kimi kalbinden aşk katar. Kimi ruhunun şanını kimi de yüreğinin sevgisini bırakır. ‘’
Bu satırlarla da bunu dile getirmiştir.
Bu hikayelerde: Yunan işgaline uğrayan İzmir’de ki Zeynep’in acısını, hayatının masum aşkına kavuşan İpek’in çok erkenden aşkını kaybedişini, toplumsal hayat içerisinde kadın olmanın zorluğunu yaşayan Lale’nın duygularını, Altınay’ın dengesiz bir adam tarafından hayatına son verilmesini, Üsküp’lü Zeynep’in vatanından koparılışını okuyacaksınız.
Hangisi beni en çok etkiledi acaba diye düşünürken, hiçbirini diğerinden ayırt edemediğimi fark ettim. Eser içerisinde birbirinden etkileyici hikayeler barındırmakta, burada saydıklarım sadece bir kaç tanesi.
Hayatın içinden, gerçeklerin acımasızlığını gösteren hikayeler okumak isterseniz şiddetle önereceğim bir eser bırakıyorum buraya.