Seeeelamlar
Bugün konuk edeceğimiz kitap Zehirde Demlenen Büyü . Bu inceleme ikiye ayrılacak: ilk kısmı spoilersız bir şekilde kitabı almadan önce fikir sahibi olmak isteyenler için olacak, ikinci kısımda ise bolca spoieler var, dileyen okusun.
O zaman ilk kısım ile, spoilersız şekilde konuya giriyorum.
Çinli yazar Judy I. Lin tarafından yazılan hikayemiz fantastik, karakterler doğrudan söylenmese de Çinli. Doğrudan söylenmiyor çünkü olaylar Çin'de değil kurgulanmış bir evrende gerçekleşiyor, bu pek bir şey değiştirmiyor zaten. Konusu ise şu şekilde: Ülkenin her yerinde çay tuğlalarının içine zehir karıştırılmış, bu çayı içen herkes yavaş yavaş ölüyor. Öte yandan İmparatorluk sallantıda. İmparatorun zehirlenmiş ve ölüm döşeğinde olduğu söyleniyor. Bu yüzden saraya İmparator'u iyileştirmek için yeni bir shennong-shi aranıyor. Shennong-shi, shennong büyüsünü yapabilene deniyor. Shennong büyüsünu çay demleyerek yapılan bir büyü diye tanımlanabilir. Bunun için ülkenin dört bir yanından shennong-tu'lar (shennong-shi'nin çırağı) bir yarışmaya çağırılıyor. Yarışmanın sonunda kazanan kişi sarayın yeni shennong-shi'si olacak. Ve bu şekilde ana karakterimiz Ning'e geçebiliriz.
Ning, annesini zehirden kaybetmiş ve kız kardeşini de kaybetmekte olan on dokuz yaşında bir kız. Bu yarışmaya İmparatorluk'tan ziyade panzehri bulduğunda gelip kız kardeşini kurtarmak için katılıyor. İlk aşama sırasında pazarda bir oğlanla tanışıyor, oğlan ona başkent Jia'yı gezdiriyor ve çay içmek için bir çayevine oturduklarında Ning ilk kez büyüsü ile Dönüşüm'ü gerçekleştiriyor. Dönüşüm burada açıklanması zor bir şey, bu yüzden uğraşmayacağım. Hikaye ilerliyor, Ning zor da olsa aşamaları geçiyor. Bu sırada hikayenin alanı genişliyor. Sarayın entrikaları ortaya çıkıyor, Ning pazarda tanıştığı oğlanın göründüğü gibi olmadığını öğreniyor, zehir ile ilgili gelişmeler yaşanıyor... Genel olarak hikayemiz, Ning'in shennong-shi yarışmalarına katılmsaı ve bu süreçte yaşanan olayları anlatıyor.
Bu kitabı almadan önce yorumları okuyan kişilere söylüyorum; eğer aradığınız şey aksiyonlu bir olay örgüsü, akıcı bir yazım, içine çeken bir dünya ise bu kitabı almanızı ÖNERMİYORUM. Çünkü bu saydığım şeyler kitabın son 60 sayfasında kendini gösteriyor, öncesi ömür törpüsü. Yine de konusu ilgimi çekti, aksiyonsuz fantastik arıyordum diyenlere buyurun kitap, buyurun fiyat :)
Şimdi gelelim ikinci kısma, yani eğlenceli kısma!! (uyarı: bol spoi ve devrik cümle içerebilir)
21 günde okuyup 6 puan verdiğime göre bu kitabı gerçekten sevmiş olmalıyım. Şimdi müsaadenizle olumsuz yönlerini sıralayayım:
1- Akıcı değil
Kitap akmıyor. Bu genel bir neden, aşağıda sayacaklarım neden akmadığını gösterecek. Ben bir kitabı 21 günde okumam. Eğer bilgilendirici ve bu yüzden yavaş yavaş okunması gereken bir kitap değilse bir kitabı okumam o kadar uzun sürmez. Bu o kadar akmadı yani. Açıkçası yazım dili basit ama kolay okunabilir değil. Yani sözcük seçimleri çok gündelik ancak cümleyi anlamak gerçekten efor istiyor, bu durumda tabi ki çevirinin de etkisi var. Olay örgüsü desen seni hiç içine alıp da bir sonraki sayfada ne olacak diye merak ettirmiyor.
2- Karakterler Zayıf
Bu ilk otuz sayfadan kendini gösterebilecek bir şey değil. Kitabın sonunda geri dönüp baktığımızda ise karakterlerin belli bir tip üzerine oturtulduğunu ve karakter gelişimin yaşanmadığını görüyoruz. Misal Kang, Sürgün Prens'in oğlu, tahtın bir bakımdan varisi, halkı kourmak istiyorum yalanlarını sıkıyor, Ning'den defalarca doğruları saklıyor falan feşmekan. Ama baktığımızda ne bir pişmanlık var, ne bir gelişim var, ne bir mantık var. Kang bu tip olarak yazılmış ve böyle devam etmiş. Bir diğer örnek Ning; ya senin başın zaten saray mutfağına girdiğin için belaya girdi. Yok eve döncem, yok ben Su'lu kızım burada işim yok triplerine girdiğinde niye mutfağa gidiyorsun yine? Mantıklı gelmiş... gördük senin mantığını can sıkıntısı ve arkadaş edinmek için mutfağa girdiğinde. (sanırım mutfağa girmeleri en çok takıldığım nokta olmuş, eheh)
3- Mantıksızlıklar - hatta MANTIKSIZLIKLAR
Bunlar mantıksızlık arkadaşlar, mantık hatası değil. Gayet farkında bir şekilde yapılmış mantıksız davranışlar. Yine mutfak meselesi, niye mutfağa giriyorsunuz? Bu yarışmacılar saraya ilk geldiklerinde mutfak avlusuna girmelerinin kesinlikle yasak olduğu söyleniyor. Ama girelim, niye? Kafam dağılsın, Lian ile vakit geçirelim diye. Mutfağa girmeleri Ning'in hizmetçi kılığında Saygıdeğer Marki'nin odasına yemek götürmesiyle sonuçlanıyor, sonra Kahya Yang buna nutuk çekerken Ning iç saray hakkında bilgi alıyor. Bu mantıksızdır. Ning'in bir bilgiye ulaşması için böyle saçma bir yol bulunması mantıksız. Mutfakta tanıştığı insanlar var ("ne güzel işte Ning kendisi gibi halkın alt sınıflarından birilerine ulaşıyor" değil), hikayenin ilerlemesine katkıda bulunuyorlar falan. Bu şekilde sayınca mantıksız gelmiyor olabilir sizlere ancak gerçekten zorlama bir bölümdü.
Bir başka büyük mantıksızlık, Ning'in Su'dan ayrılırken -vakit gecenin körü!- zehirden sorumlu olduğu ve HİÇ KİMSE TARAFINDAN HİÇBİR ŞEKİLDE YAKALANAMAYAN Gölge'yi görünce anlık bir öfkeyle onun peşine düşmesi. Ya bak Ning, hiç kimse, HİÇ KİMSE onu yakalayamamış, sen mi yakalayacaksın? Ve tabi ki zort oluyor, yakalayamıyor.
Bir de Ning ile Kang arasındaki ilişki o kadar... saçma ki. "Saçma" bunun için en uygun kelime sanırım. Bir yerde Kang "sen beni kavalkemiklerimden tekmeleyerek karşılayan ilk kızsın" tarzında ROMANTİK bir şeyler söylüyor. Bakınız, bunlar tanışalı bir, bilemedin iki hafta oldu. Kavalkemiklerine tekme atılması niyeyse pek aşıkvari bir hareket değil, değil mi? Aynı şekilde, sarayın bahçesine gitmeleri, muhafızdan kaçıp bir mağaraya gizlenmeleri, Kang'ın özel kanatta gözetim altında olması gerekirken geceleri gizli gizli buluşmaları ve koca sarayda tek bir kişinin bile bunları görmemesi...
Hazır bahsetmişken ekleyeyim, sarayda o kadar çok kişi var ki sanırsın bütün başkent orada yaşıyor.
Ning-Kang'dan devam ediyorum. "Aynı adaletsizlikle büyüme" mevzusu var; şey, Kang, sen eski bir prenssin, çocukluğunun bir kısmı sarayda geçti. Ning ise yoksulluğun içinden gelmiş köylü bir kız. Valileri zalim, hukuk onlara işlemiyor, ailesi yıllardır saraydan kaçıyormuş zaten. Sence aynı adaletsizlik mi bu?
Aynı şekilde Kang bir yerde diyor ki "bu duyduklarını unutmak zorundasın" ve sonra bütün planını, geçmişini anlatıyor. ULAN NİYE?
OLUMLU YÖNLERİ:
1- Konu güzel
Konu gerçekten güzel. Çin'de çay kültürünün önemi büyük. Çayı gerçekten bir sanat, bir meditasyon olarak görüyorlar. Ruhların arınması, kehanetler, yeniden doğuş vs. Çin kültüründe önemli yere sahip. Bu konunun bir fantastiğe dönüştürülmesi güzel.
2- …
Başka bulamadım :)
Evet, bu kadardı. Maddelerimin daha çok olacağını düşünmüştüm ama yazarken hepsinin benzer nedenlerden kaynaklandığını fark ettim. Buraya kadar okuduysanız teşekkürler. Kısaca bu kitabı önermiyorum, ikinci kitabı da okumayı düşünmüyorum.
Kendinize iyi bakın, hoşça kalın!