Puan vermedi·92 syf.····Okunma: 07 Ekim 2025 12:04 Yazarın okuduğum ilk kitabı. Aslında inceleme yazmadan önce biraz araştırma yapayım dedim, kimdir, nasıl birisidir, nelerden etkilenmiş, savunduğu şey nedir diye ama sanırım benim bunlar hakkında uzun uzadıya yazmam mümkün değil… “Sessizliği yazıya döken” bir yazar olarak bilinen, “dil vasıtası ile öznenin asla kendini dile getiremediği”ni savunan bir kişi imiş kendisi. Yazarla ilgili okuduğum bir makalede ise Blanchot’nun açıklama yapmayan yazılarına karşılık onun yazılarını açıklığa kavuşturma çabasıyla yazılan oldukça zengin bir literatür olduğu söyleniyor. Bütün bunların yanında bu literatürün de tam anlamıyla “açıklama yapmayan yazılar”ı açıklayabildiği görünmüyor.
..Blanchot'ya göre dil, dış dünyayı, gerçekliği yansıtmanın bir aracı değildir; aksine dil, edebiyatın nesnesi olarak, gerçekliği yıkar. Edebiyatın konusu da gerçekliğin yokluğudur. Dolayısıyla yazma eylemi, kelimelerin içlerinde barındırdıkları ölüm vasıtasıyla yokluk ve hiçliğe varır.
Felsefenin edebiyatla harmanlandığı enteresan bir kitap. Belki de birkaç sene sonra tekrar okumalıyım
Alıntılarım.
"Burada her birimizin kendi hapishanesi var, ama hapishanesinde herkes özgür."
" Azizim, gerçek bir kitap sunuşlara itibar etmez, yıldırım aşkı gibi bir yol tutar..."(77)
" Dediğim şeyi bilmeden konuşmaya katlanamıyorum." (69)
·