Bu kitabı bir öneri üzerine almıştım. Başlığını gördüğümde, “odaklanma” kavramının daha genel ve bütünsel bir biçimde ele alınacağını düşünmüştüm. Ancak kitabın ilerleyen bölümlerinde konunun daha çok iş hayatı ve verimlilik ekseninde ele alındığını fark ettim. Dolayısıyla, kitabın hedef kitlesinin daha çok plaza çalışanları olduğunu söyleyebilirim.
Kitabın dili oldukça sade, anlaşılır ve açıklayıcı bir üsluba sahip. Ancak bu sadelik, zaman zaman derinliğin azalmasına da yol açıyor. Hatta bazı kısımlarda anlatım biçimi bana biraz yapay zekâ tarafından yazılmış hissi verdi :) Genel olarak kitap, kişisel gelişim alanında temel bilgiler sunuyor; ancak bu bilgilerin çoğunu bir podcast ya da YouTube içeriğinden de edinebileceğimi düşündüm. Dolayısıyla, kitap beni içerik açısından çok tatmin etmedi. Yine de içerisinde yararlandığım, düşünmeye sevk eden ve günlük hayatımda kullanabileceğim bazı kısımlar vardı. Özellikle kendime yöneltebileceğim şu soruları çok değerli buldum:
• Hayatımda her şey dört dörtlük olsa, on yıl sonra ne yapıyor olurdum?
• Karşımdaki kişi bana hangi konularda ihtiyaç duyuyor? Ben bu ihtiyaçları sezebiliyor muyum?
• Hayatımda değiştirebileceğim ve değiştiremeyeceğim şeyler neler? Değiştiremeyeceğim şeyler karşısındaki tutumum ne?
• Kendimi, hayatımda yaşanan olayların insafına mı bırakıyorum, yoksa gerçekleşen olayları daha çok ben mi yönetiyorum?
Bu sorular, benim için kitaptan edindiğim önemli birer kazanım. Çünkü bireyin kendi benlik algısını, yaşamına yön verme biçimini ve sınırlarını yeniden düşünmesini sağlıyor.
Sonuç olarak bu kitap, iş dünyasında verimliliğini artırmak isteyen okuyucular için faydalı bir rehber olabilir. Ancak kişisel gelişim alanında daha derin, felsefi ya da psikolojik bir bakış açısı arayanlar için yüzeysel kalabilir. Benim için kitap, dilinin sadeliği ve içeriğinin sınırlılığı nedeniyle çok etkileyici olmasa da içindeki bazı sorular sayesinde kendi düşünme biçimimi gözden geçirmeme katkı sağladı.