Gönderi

10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2025 64. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2025 12:06
Kral Theseus, karısı Phaedra ve kralın Amazon Hippolyta'dan oğlu Hippolitos kitaptaki ana karakterler. Olay örgüsü şu şekilde; Hippolitos avcılıktan hoşlanan, erdemli yaşamaya azami dikkat eden genç bir çocuk. Artemis'i yoldaşı biliyor ve onun gibi bakir olmakla gurur duyuyor. Tanrıça Afrodite'yi hakir görüyor ve onun öfkesini üstüne çekiyor. Afrodite de kral babasının karısı Phaedra'yı ona aşık ediyor. Phaedra yemeden içmeden kesilince yaşlı dadısı sebebini öğreniyor, Phaedra'nın rızasını almadan Hippolitos'a durumu açıyor. Hippolitos bunu duyunca çok öfkeleniyor, bağırıp çağırmaya başlıyor ve hem dadıyı hem Phaedra'yı rencide ediyor. Phaedra bunun üzerine yapacağı en onurlu şeyin ölmek olduğunu düşünüyor ve çocuklarının onurunu korumak için karşı tarafı suçlamanın doğru olduğuna karar veriyor ve Hippolitos'un ona tecavüz ettiğini yazdığı bir mektup bırakarak kendini asıyor. Theseus sarayına döndüğünde karısının cesediyle karşılaşıyor ve mektubu okuyunca oğlunun karısına tecavüz ettiğine inanıyor. Oğlu her ne kadar kendini savunmaya çalışsa da onu dinlemiyor, Poseidon'un onu yok etmesini diliyor ve evinden kovuyor. Poseidon denizden gönderdiği dalgalarla Hippolitos'un arabasının atlarını korkutarak onun ölmesine neden oluyor. Kitap baştan sona insanlığın zaafları, doğruları, yanlışları üzerine kurgulanmış, Euripides bir şaheser yaratmış bana kalırsa. Yunan tragedyalarının çağlar boyunca bu kadar okunması ve bir sürü başka esere de ilham olması, insanların onlarda kendilerinden bir şeyler bulmasıyla ilgili. Yunan pantheonundaki tanrı ve tanrıçaların doğaları, insana dair bir şeyleri temsil ediyor. İnsanın içinde evet Artemis gibi onurlu ve gururlu olmak isteyen bir taraf da var; Afrodite gibi aşkın ve cinsel hazların doruğuna varmak isteyen bir taraf da. Bize haksızlık eden kişileri alaşağı etmek isteyen bir Poseidon da var içimizde, ya da kendimizi en kötü hissettiğimiz suçladığımız anlarda, tıpkı Odysseus'a gösterdiği şefkat gibi bizi de kollayan bir Athena da var içimizde. Bu sebeple kişinin kendi doğasına kulak vermesi ve aşırılıklardan kaçınması, belki de kendisi için yapabileceği en iyi şey. Hippolitos'un erdemli olmak konusunda kibre varan davranışları bu trajediyi başlatıyor. Daha sonrasında Phaedra'nın hissettiği duygular nedeniyle kendini hırpalaması, ölümü düşünmesi de bir nevi aynı şekilde okunabilir. Keza dadısı onu uyarıyor; tanrılar bile aşkın aleviyle yanıp kavruluyorlar, hala tanrılar katında oturuyorlar, duygularına esir olmayı kabullenmişler, sen tanrıların bile yapamadığını istiyorsun şu an vs. şeklinde. Daha sonra dadısı da, bu konuyu çözebileceği kibrine kapılarak, Phaedra’dan izinsiz Hippolitos’la konuşuyor. Orda da Hippolitos’un kibri devreye giriyor. En sonunda Theseus ise oğlunu hiç dinlemeden, öfkeyle Poseidon’dan oğlunu öldürmesini istiyor. Her adımda onları felakete sürükleyen yanlışlar yapıyorlar ama bu tragedyayı şaheser yapan ise bütün insanlığa hitap etmesi, yeryüzündeki hiçbir insan yok ki bu zaaflardan, bu yanlışlardan azade olsun. Hayatta her şey insan için gerçekten. İnsanın kendine kulak vermekten, kendini sakince dinlemekten vazgeçmemesi gerekiyor ve bazen kendimize dair kendimizden çok zıt şeyler duysak da emin olun bunların hepsi biziz. Bizanslı Aristofanes (Aristophanes of Byzantium), bu eseri Yunan tragedyaları içinde ilk sıraya koymuş, kitabı bitirdiğim an ona hak verdim. Kitabı çeviren Yılmaz Onay'ın da harika bir önsözü var başında, onu da mutlaka okumasını öneririm kitabı okuyacaklara. Antiochus-Stratonike ile Hippolitus-Phaedra'yı karşılaştırmış kadınlara yaklaşım bağlamında. Kıymetli bir önsöz olmuş gerçekten, rahmetli Yılmaz Onay'ı şükranla anmamak olmaz.
HippolütosEuripides · Mitos Boyut Yayınları · 2015112 okunma
·
107 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.