8/10
·332 syf.··
2025 39. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2025 22:06
#Okudum #KitapYorum #BirAdamBeşHayat #BerginAzer #YitikÜlkeYayınları #331Sayfa #TarihiRoman Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Yitik Ülke Yayınları'ndan çıkan, Bergin Azer'e ait "BİR ADAM BEŞ HAYAT" isimli tarihi romanı tanıtmaya çalışacağım. Daha önce sevgili yazarımızın "75 YILDA FATİH'TEN TEŞVİKİYE'YE" isimli romanını okumuş, yorumunu yapmıştım. Kitap muazzamdı. Şimdi ise yine köklerinin şanlı tarihini tüm boyutlarıyla okuruna sunan Bergin Azer sevgili dedesi Abdullah Azeri'in izini sürüyor. Nahçıvan'da başlayıp, Prag'da devam eden yolculuğunun İstanbul ve Eskişehir'de geçen her ayrıntısını, detaylı bir şekilde tüm bilinenleri ve bilinmeyenleriyle ilmek ilmek işliyor. Dünyanın farklı ülkelerindeki sanayi devrimiyle birlikte gelişen ve değişen her aşamayı, ekonomik krizi, Türkiye ayağında yaşanan olaylara istinaden, yeni kurulan genç Cumhuriyetin tüm sancılarıyla toplumda vuku bulan süreci de tüm detaylarıyla "BİR ADAM BEŞ HAYAT" ta sergiliyor. Her zamanki gibi, analiz ve roman hazırlığı aşamalarını büyük bir özen, dikkat, sevgi, merak ve özveriyle okuruna sunan Bergin Azer bu romanıyla beni ve okurlarını ziyadesiyle mesrur etti. Zira yapılan her işin hakkını vermek gerçekten zordur. Hele yazmak bir kitap çıkarmak muazzam birikim ister. Araştırma, emek, inceleme, doğru ve güvenilir haber kaynaklarını bulma ve sunma, büyük çaba gerektirir. Düşünün ki ailenizde önemli ve tarihe adını altın harflerle yazdıran atalarınız, dedeleriniz var; binaenaleyh ortada dağınık bilgi ve haber topluluğu'ndan parça, bölük, kısa mektup, not, alıntı, kişiler, arşiv, kütüphane anlatımlarını bir araya getirip derlemek gerekiyor, sanki dolaşık bir yün yumağını çözüp sarıyor, sonra kullanılabilecek kişi yararına kaliteli bir ürün dizayn ediyorsunuz. Sabır ve meşakkatin önemli boyutu, en üst seviyesi. Bu yüzden "BİR ADAM BEŞ HAYAT" değerli bir kitap. Öyle ki: Bakü, Nahçıvan, Ankara, İstanbul, Prag, Fransa hatta Washington Kongre Kütüphanesi'ne kadar gitmiş yazarımız. Abdullah Azer'in dolu dolu yaşamındaki tüm çalkantıları, keyifle, sabırla, yoksunluk ve umutla attığı her adımı, ailesine düşkünlüğünü, üç yaşında babasını kaybedişini, Tiflis, Batum, Gori, Çekoslavakya da yüksek elektrik mühendisi oluşunu, İstanbul, Kayseri, Ankara ayağında gidip gelen, gezmekten ve öğrenmekten hiç yılmamış bu adamın hikayesi tüm tarih bilgilerinize altın notlar almanızı sağlayacak. Abdullah Azer (Sultanzade) büyük tarihi olayların içinde savrulmuş, her seferinde kendini yeniden ayağa kaldırmış, küllerinden defalarca doğmuş altı dil bilen, azimli, güçlü, kararlı, yılmayan karekteriyle örnek olan önemli bir şahsiyet. Öğrenciyken kendini Birinci Dünya Savaşı ve Rus İhtilali ortasında bulmuş, Azerbaycan ve Türkiye’nin bağımsızlığı için çalışıp savaşmış, ölümün kıyısından birkaç kere dönmüş, akraba ihanetine uğramış, öğrecilik hayatında yoksunluk ve yokluk çekmiş, babası Aliasker'i üçyaşında kaybetmiş, annesi Fevziye, iki ablası ve ağabeyi Meysenle yetim kalmış bir savaşçı. Tam da burada bir adam babası, beş hayat annesi, iki ablası ağabeyi ve kendisi olarak kitabın ismine mazhar olmuş diye düşünüyorum. Onun için baba demek, sanki Nahçıvan dışındaki dünyaydı. Hep merak ederdi, dağların ötesini, kıvrılarak giden yolların nereye gittiğini, nehirlerin sonunu... Bu yüzden belkide kendi küçük bir beyaz gemiydi seyyah oldu ülke ülke gezdi. Babasının ona kavuşturamadığı ıhlamur ağacından yapılmış kanadı kırık oyuncak kuş eşlik etti ona her durakta. Gücünü, azmini ve zaferlerini o kuştan aldı yürümeye devam etti belki de. Nahçıvan'dan Ankara'ya giden yolda neler yaşamadı ki!.. Aşklarını, yalnızlıklarını, yaşama tutunma çabasını, umudun serüvenini bu büyülü yolculukta bıraktığı Türkçe Rusça mektuplarda kâh hüzünlenerek, kâh vatan aşkıyla gururlanarak, kâh gözlerimiz buğulanarak, bazen de sevinerek, umudun yıkılmaz dağlarında kaybolup, tekrar bulunarak, Abdullah Azer'in soyadı hikâyesine tüm duyguların karmaşası eşliğinde tanık oluyorsunuz. Bu anlamda Tarihi roman severlere bulunmaz kaftan. Ben o kanadı kırık kuşun diğer kanadı olmaya aday, Azeri_Türk kardeşliğine gönülden inanan biri olarak bu kitabı tüm kalbimle tavsiye ediyorum. Sabun kokulu bu antika değeri sayfalar size köklerinize dair çiy tanelerinden inci kolyeler yapmanıza vesile... Kurtuluş Türkiye'nin yanı başında müstakil bir Türk kardeş Azerbaycan'ı görmekle Azerbaycan'da gerek Rusya istila siyasetine karşı ve gerekse Avrupa kapitalistlerine karşı ağabeysi olarak Türkiye'ye istinad etmesidir! İnşallah yakınlarda Türkiye muharrirleri de biraz tarih, biraz da coğrafya dersi alıp 'acem' tabirinin 'Azerbaycan' tabirine tahvil ederler!" (say. 196) 1922 senesi Batum'a hiç iyi gelmedi. Yeni yılın 2. haftası Acaristan Umum Sovyet'i açılınca, Bolşevikler sonunda Karadeniz'in bu en hareketli ticaret kentine tamamen hakim olmuştu. İşlek bir liman kenti olan Batum'a dört bir yandan çeşitli mallar gelmesine rağmen ticaret büyük oranda düşmüş, Abdullah gibi ticaretle uğraşan tüccarlar iş yapamaz duruma gelmişti. Üstelik Batum ve Ardahan meselesinde Gürcülerle karşı karşıya gelen Türkler, şimdi Bolşeviklerin de baskısı altındaydı. (s.157) Özellikle Mustafa Kemal Paşa'nın "Biz yeni ve genç bir Türkiye kuruyoruz. Geri kalmış teknolojilere gereksinimimiz yok, ya en yenisini kurarak onlarla boy ölçüşürüz ya da biraz daha sabreder bunu yapabilecek güce erişmemizi bekleriz." (s. 259)
Bir Adam Beş HayatBergin Azer · Yitik Ülke Yayınları · 20258 okunma
·
127 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.