·160 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Ekim 2025 10:05 Dün başladım okumaya ve bırakamadım sabaha kadar; kitabı bitirdiğimde ise içimde öylesine bir yoğunluk vardı ki, kelimelerimi yazmasaydım sanki esere haksızlık etmiş olurdum.
Victor Hugo’nun Bir İdam Mahkûmunun Son Günü kitabını okurken, kendimi mahkûmun iç dünyasında onunla birlikte adeta yan yana yürür gibi hissettim. Her sayfa, onun korkusunu, çaresizliğini ve yalnızlığını öylesine yakından hissettirdi ki, ölümün kesinliği bile bana çok gerçek ve dokunaklı geldi.
Ama roman sadece karanlık duygulardan ibaret değildi. Mahkûmun küçük kızı Marie’ye yazmak istediği birkaç sayfa, Tanrı’ya olan inancı ve vicdanıyla yüzleşmesi, bana insan ruhunun hem kırılgan hem de güçlü yanlarını gösterdi. Ölüm ne kadar yakın olursa olsun, insan hâlâ düşünebilir, hissedebilir ve ardında bir iz bırakmak isteyebilir. Bu, okurken içimi hem üzdü hem de umutlandırdı.
Toplumsal eleştiri de okuma deneyimime ayrı bir derinlik kattı. Halkın acımasızlığı, yasaların sertliği ve idamın bir gösteriye dönüşmesi, bana adalet ve insanlık üzerine düşündürdü. Hugo’nun anlatımı sayesinde, mahkûmun gözlerinden şehre, zamana ve hayata bakabildim; kendi duygu ve düşüncelerimle yüzleştim.
R.Z.Demir