Bir süredir Dungeons & Dragons (D&D) evreniyle haşır neşir birisi olarak söylemeliyim ki, karşımızda bu evrene giriş yapmak için en uygun içeriklerden birisi bulunuyor. Geçirdiğim son 2 yıl içinde D&D evrenine merak salmış ve farklı FRP oyunlarını farklı rollerde deneyimleme fırsatım olmuştu. Bunlar sayesinde evrene ve sisteme olan merakım fazlasıyla artmış ve bu köklü seriye adım atmak için cesaretimi toplamam pek de uzun sürmemişti.
"Anayurt" kitabı, bizi Drizzt'in yüzyıllar sürecek hayatının ta en başından, doğumundan itibaren hikâyeye sokuyor. Bir drow olan Drizzt'in, kendini bulduğu aile kargaşası içindeki hikâyesini birinci şahıs olarak deneyimleyebilmek, karakterle olan bağımızı güçlendirmede büyük bir rol oynuyor. Çoğu noktada kendimi Drizzt için üzülürken veya onunla beraber gülerken bulabildim. Bunda yazarın ince ince işlediği hikâye örgüsü ve hikâyeyi en etkili şekilde iletebileceği dengeli bir tempo akışının çok büyük rolü var elbette. Hepsinin ötesinde, yazar R. A. Salvatore'nin karakterlerini hikâyenin gerçekçiliğine darbe vurmamak için gerektiğinde harcayabilecek kadar cesur olması bende çok büyük bir takdir yarattı. Hikâyenin bazı spesifik noktaları dışında büyünün bozulduğunu hissetmedim ama söylemem gerek ki, Drizzt ile ne kadar empati kurabilsem de bazı yerlerdeki kararlarının fazlasıyla sorgulanabilir olduğunu düşünüyorum. Bu tercihlerin sebeplerinin üstündeki sis perdesi zamanla kalksa dahi, aldığım cevaplar beni yeterince tatmin etmedi maalesef.
Son sözü söylemem gerekirse, fazlasıyla pozitif bir okuma sürecinden geçtiğimi söyleyebilirim. D&D evreni hakkında biraz bilgi sahibi olmam elbette bu kitap hakkındaki görüşlerimi de olumlu yönde etkiliyordur ancak evren hakkında bilgisi olmayan birinin de kitaptan memnun ayrılacağına eminim. Serinin devamında olacakları dört gözle beklemekle beraber yazımı okuduğunuz için de teşekkürlerimi sunuyorum.
İyi okumalar.