Aslında fazla kitap incelemesi yapmayı düşünmüyordum ama hem sıkı okurluk için hem de kitapla ilgili bir konuyu tartışmak istediğim için burada yer vereceğim. Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: Aşk, uğruna ölmeye değecek bir şey değil. Biliyorum kitabın olayı zaten bunu aşırı dramatik ve romantik şekilde anlatması. Neticede bu bir hikaye. Bu sebepten dolayı yazarı eleştirmiyorum. Fakat kitap Almanya'da trend haline geldikten sonra gençlerin bu kitabı okuyup intihar etmelerini manasız buluyorum.
Aşkı daha önce dolu dolu yaşadım. Mutluluğunu da acısını da. Bugün baktığımda saçma gelen şeyler de yaptım. Özellikle ergenlik yaşlarında insanlar bu tip hatalar yapabiliyor. Alkol kullandım, işe gitmediğim oldu (o zamanlar yazın garsonluk falan yapıyordum), hatta haftalarca yataktan çıkmayıp yemeden içmeden kesildiğim oldu. En kötüsü de kendime yaptığım haksızlıktı. Onun istediği gibi birisi olmaya karar verdim. Kendimi yenilemeye çalıştım. Sanki daha farklı olduğumda tekrar olabilecekmiş gibi. Geri döneceklermiş gibi. Döndüler de bir noktada (istisnasız herkes dönüyor en azından şahsi tecrübem böyleydi) ama döndüklerinde ben istemedim. Ya da bir şeyler yanlış geldi. Belki de bu, insanın kafasında birini idealleştirdikten sonra tekrar onu silmesiyle alakalı. Bunu onarmak zor artık. Bir de insan eski sevgilisini özlerken aslında mutlu olduğu anıları özler ama çoğu durumda esasen iş o kırılma noktasına gelmişse büyük olasılıkla oradan sonra ya onarılacak ya da çökecektir. Çökmüş bir harabeyi aynı kırık parçalarla eski güzelliğine kavuşturamıyormuşuz maalesef. He yine de "vah vah keşke yapmasaydım" diyemem. Çünkü hataları aşarak insan belli bir noktaya gelebiliyor. Bugünkü halimizi geçmişteki hatalarımız inşa ediyor. Olgunlaşmak aslında bu kontrolsüzlüğün üstesinden gelebilmeyi sağlıyor. Tecrübe kazandıkça kendine değer vermeyi öğreniyorsun. Kendine değer vermek başka kimseye değer vermemek demek değildir. Burada daha ziyade gerektiğinde sınır çizebilmekten bahsediyorum. Belki şuan o kişi için intihar etmiş olsam ondan sonraki yılları yaşamamış olacaktım. Oysa ki o olmadan da kendime değer verebiliyorum, hayatım devam ediyor. Bugün baktığında aynı kişiye karşı bir duygu hissetmiyorsun. O zaman neden kendime eziyet edeyim ki?
Demem o ki belki de bazı şeyleri kabul etmek gerekiyordur. Lotte hiçbir zaman Werther'in olmayacaktı ama Werther eninde sonunda acısını atlatabilirdi. Belki de Lotte'nin ilgisini çekmek istedi. "Benim için kendini feda etmiş" diyerek belki ölümünden sonra saygısını görecekti. Ama hayır. Lotte belki biraz üzülür, sonra Albert ile hayatına devam eder. Etmelidir de. Ya da belki de Werther acısına son vermek istedi. Ama buna da hayir, çünkü acısi zaten zamanla geçecektir. Ben aşkın bu kadar adeta Yeşilçam draması haline getirilmesini çok toy buluyorum. Hayat zaten kısa, yaşayabildiğiniz kadarını yaşayın. Umarım hepiniz sevdiğiniz kadar sevilirsiniz