O büyük savaş yüzyıllar önce kaybedilmiş, kötü adam kazanmış, insanların bir çoğu skaa isimli kölelere dönüştürülmüştü. Gündüz kızıl güneşin altında kül yağmurlarının ve geceleri de sislerin hakim olduğu, tanrı olduğuna inanılan Lord Hükümdar tarafından yönetilen bu dünyada siskan ve sissoylu olarak bilinen kişiler çeşitli metalleri kullanarak zihinsel ve fiziksel güçler kazanıyorlardı.
Böyle bir dünyada annesiz ve babasız büyüyen, kendisini paranoyakça yetiştiren ağabeyi tarafından da terk edilen genç hırsız Vin’in yolu Firari olarak bilinen Kelsier ve siskanlardan oluşan çetesi ile kesişir. Kelsier ve çetesi Lord Hükümdarı soymayı planlıyorlardır. Ve bir sokak çocuğu olan Vin bir anda bilinen tarihin en büyük soygun planının bir parçası olmuştur.
!!!SPOİLER!!!
Brandon Sanderson’un yarattığı bu karanlık, distopik, gotik evreni ve sıradışı büyü sistemini baya sevdim. Yine de ilk başlarda anlaması oldukça karmaşıktı ve bu da kitabın ilk 200 sayfasını oldukça yavaş okumama sebep oldu. Ama allomansiyi anladıkça ve karakterlere ısındıkça kitabın geri kalanını oldukça hızlı okuyabildim.
Kitapta çoğu karakterin ne iyi ne kötü diyebileceğimiz gri karakterler olması, zaman geçtikçe ve birbirlerine ısındıkça aralarındaki bağların kuvvetlenmesi kitapla daha çok bağ kurmama sebep oldu.
!!!SPOİLER!!!
Bu kitabı kimler sever:
Bence daha önce hiç fantastik okumadıysanız bu kitapla başlamak baya yanlış bir tercih olur. Ama daha önce fantastik -özellikle epik fantastik okuduysanız bence çok beğeneceksiniz.
Uzun ve çok fazla kitaptan oluşan serileri okumakta zorlanıyorsanız veya sevmiyorsanız bu seri en az 650 sayfa falan olan 6 kitaptan oluşuyor haberiniz olsun.