Herkese yeniden merhaba, şu son zamanlarda çok fazla aktif değildim çünkü kitap okuyamıyordum. Nazar değmiş olacak ki Rs'ye girmişim zaten Üst Kattaki Yabancı 'ya da bu sebeple başladım hani belki bir faydası dokunur diye çünkü genelde bu türün yani gizem, gerilim veya polisiyenin üzerimde bir kurtarıcı etkisi oluyor. Ama ne yazık ki sonuç olarak daha kötü oldum, kitabı okurken aşırı derecede yoruldum, üzüldüm ve tedirgin hissettim. Hikayesi öyle aman aman bir şey değil bu arada saydığım etkiler tamamen şahsıma özel. Ben küçüklükten beridir oldum olası okuduğum, gördüğüm ve duyduğum şeylerden aşırı derecede etkilenmişimdir mevzu bahis psikolojik tarafı ağır basan bir gerilim kitabı olunca da haliyle kamyon çarpmışa döndüm. Bundan bir önceki kitabım da Paket 'ti yine aynı sınıftan ama kesinlikle onu daha fazla beğendim buysa biraz sınıfta kaldı gözümde.
Üst Kattaki Yabancı 'yı okurken bana hiç hoş olmayan duygular yaşattığından söz etmiştim ya kitabı nihayet bitirebildiğim ve sırf bunu başardığım için içimden dans etmek geliyor. Bayağı yorucu bir hikayeydi ama hangi bakımdan diye soracağınızı adım gibi bildiğinden hemen cevabı yapıştırıyorum, her bakımdan! Tamam hikaye gerilim türünde ve geriyor da olması gerektiği gibi ama bu sadece ufak bir kısım kalan büyük ve can sıkıcı parçası ise leş gibi bir kişiliğe sahip olan ana karakterimizin başarısız ev, iş ve aşk hayatı üzerine kurulu, ha bir de karanlık geçmişi var tabii.
Bakın samimi söylüyorum bugüne kadar kötü insan çok gördüm/okudum hem de her türlüsünden ama Sarah -ya da biz Lizzy diyelim ona- onların arasında bile acayipliği ve sapkın düşünce şekliyle özel bir klasmana girer, kendisinden ziyadesiyle nefret ettim. Onegai Shinde Kure Yo! (Bu Japonca "Lütfen benim için öl" demek oluyor bu arada, o derece ölmesini istiyorum böyleleri kesinlikle yaşamamalı.)
Kitabın konusu ise şu: İçinde yaklaşık 40 yıl önce cinayet işlenen Siyah Akasya Evi diye bir yer var ve burayı kişisel gelişim kitabı yazan bir terapist satın alıyor. Kadının adı Sarah Slade, her şeyiyle sahte bir insan ve bildiğiniz İnstagram fahişesi, buna benzer bir benzetmeyi kendisi için yaptığından ben de böyle yazmayı uygun buldum. Kocası Joe bir barmen ve her ne kadar sosyal medyada onunla sevgi dolu bir ilişki imajı çizmeye çalışsa da aslında aralarında evlilik namına hiçbir şey kalmamış, ev arkadaşları bile daha samimi olur birbirine karşı durumları ondan beter. Sarah ilişkilerini kurtarmak istiyor, yani gibi en azından ama kitapta adam gibi bir sahnesi olmayan Joe onunla pek aynı fikirde değil işte. Haklı mı? Aslında bayağı haklı da yine de adam Sarah ile 5 yıl boyunca evli kaldıktan sonra şerefsizlik yapmak için tam zamanını bulmuş hele bunu yapış şekli asla affı haketmiyor.
Neyse Sarah niye böyle bir cinayet evi aldı derseniz de şimdi bu kadın terapist falan ama sahte kimlikle, belgelerle o konuma gelmiş, oradan buradan çarptığı laflarla yazdığı kitabı ise bayağı ünlü ama acilen devam kitabını çıkarmalı, sonra kocasıyla evlilik hayatı bitmenin eşiğinde ve hem parasal açıdan durumlarını iyileştirmek, hem cinayet evini düzeltme kisvesi altında İnstagrama atacağı paylaşımlarla sosyal hayatını aktif ve ilgi dolu tutmak hem de birlikte tamirat yapacakları için de bir umut ortak çalışmanın kocasıyla arasını düzelteceğini umması tamam mı. Yani geleceğini ve umutlarını bu eve yatırmış aynı zamanda elindeki tüm parayı da. Ama ev değil mübarek yanında bataklıklı, kasvetli bir orman bulunan korku filmlerinden hallice ve ek olarak büyük bir kuş korosuna ev sahipliği yapan oldukça tuhaf bir yer, yani insan asla yaşamak istemez öyle bir yerde. Sarah'da sırf Beacon gibi nezih bir yerde sudan ucuza satıldığı için alıyor Siyah Akasya Evi'ni, aklı sıra orayı tamir edip satacak ve kâr elde edecek. Nah edersin ne diyeyim, o kadar ucuzsa ve 40 yıldır da boşsa orası demek ki bir b*kluk var değil mi az mantık yani.
Ama işte Sarah o eve adımını attığından beri birtakım tuhaf olaylar yaşanıyor ve ev ısrarla tamir olmayı reddediyor ,bir de sürekli olarak geceleri sanki evde bir başkası daha dolaşıyormuş gibi acayip sesler geliyor. Siyah Akasya Ev zaten hala eski cinayetin izlerini taşıyor ve o zamandan beridir de adam gibi havalandırılmadığı içinde bildiğiniz ölü gibi kokuyor, bayağı ürkütücü bir yer anlayacağınız.
Şimdi gelelim benim yorumlarıma; öncelikle genel olarak kitaptaki tüm karakterlerden nefret ettim çünkü kişilikleri çok berbattı -özellikle de Sarah o hepsini ezer geçer- bir tek bir Ankara kedisi olan Azrail ve Emily'yi beğendim. Tabii illa karakterleri sevmek gibi bir zorunluluğumuz yok ama sonuçta hikayeyi çekip çeviren de onlar yani bir olur iki olur ama eğer ki hepsi insanı rahatsız ediyorsa cidden okuma deneyimine gölge düşürüyor bence.
Konusu ilginç olsa da aslında sınırlı imkana sahip ve hikayeyi sadece onu üstünden ilerletmek pek mümkün değil mutlaka yanına başka eklentiler de yapılmalı, zaten o da Sarah'nın karanlık geçmişi ve giderek her şeyin alt üst olduğu özel hayatı oluyor. Çünkü hadi diyelim ki içinde cinayet işlenen bir ev satın aldın ve tavan arasında birinin olduğundan şüphe ediyorsun ama en fazla ne olabilir ki? Bu kişi seni bir iki defa korkutur hatta işleri ileriye taşıyarak hoş olmayan tehditlerde de bulunur, sense yavaş yavaş paranoyanın içine düşersin ve bir noktada da yüzleşmeniz gerekir fakat olup olacağı da bu.
Finali ise şaşırtıcı mı desem zekice mi desem yoksa tatmin edici olmadı mı desem tam olarak emin olamadığım bir şekilde bitti ya. Hani okuyucu kesinlikle bilemez zaten de ne bileyim insan böyle büyük bir şey, aklımızı başımızdan alacak bir ters köşe ya da doğaüstü bir olay bekliyor çünkü inanın olaylar o şekilde gelişti. Ama sonuç bir garipti, tamam ben daha önce hiç böyle bir açıklama duymamıştım bu tarz garip olaylar için aslına bakarsanız zekice bir tarafı da var ama işte ben yine de pek sevemedim.
Şimdi daha çok şey yazabilirim uzun uzadıya mesela iyilikten maraz doğabileceği ve bazı insanların asla anlayışı haketmediği hakkında veya gerzek kimselerin biraraya gelerek nasıl gerçeklerden ve kanundan üstünmüş gibi davranıp yalnız olanı köşeye sıkıştırabildiği konusunda. Veyahut evvelden beridir sorunları olan birinin dönüp dolaşıp yine sorun çıkaracağı hakkında da olabilir bu ama yok ya hadi bugünlük sizi azat ettim gidin kendiniz okuyun da çekin bu çileyi benim gibi olur mu yoksa tadı kalmaz.
Sonuç olarak rahatsız edici bir kitap, çok iyi değil hatta ana karakter yüzünden kanserlik olursunuz ama yerden yere vurulacak kadar da berbat olmadığını düşünüyorum her şeye rağmen. Bayağı etkili hikayesi amaç bu muydu bilmiyorum insan süreç boyunca berbat hissediyor ve sonunda kurtulduğuna da bayağı bir seviniyor. Üst Kattaki Yabancı 'yı okuyabilirsiniz ya da okumazsınız size kalmış, önerir miyim eh orasını bilemiyorum işte. Neyse çok uzun değil isterseniz okuyun ama pek bir beklentiniz de olmasın yine de. O zaman şimdilik görüşürüz umarım ben de şu Rs'yi yenerim ve sahalara tam gaz geri dönerim.
zeze he o da buna dünden razı zaten. Valla imkanım olsa o evrene girer ve Mikaela'yı kaçırırdım ama işte truck-kun falan teşrif etmiyor ne yazık ki onun dışında da imkanlar belli, anca animesinden ya da mangasından görebilirim onu. O da yetmiyor 😞