VICTOR HUGO şunu açıkça söylüyor “ben bir sanat eseri değil , bir vicdan çığlığı yazdım…” Roman kalbe seslenir ön söz ise beyine ;) şuda bir gerçek ön söz gerçekten çok uzun dürüst olayım okur olarak bu kadar tekrar etmese de olurmuş dedirtti bana. Beni en çok etkileyen kısım ahhhh küçük Marie babanın dizlerinde oturup babanı tanımaman resmen içim parçalandı. Mahkümun idam sabahı uyanışı o sessiz, ağır an… Hücrenin içerisinde sabah ışığı yavaşça süzülürken onun bugün oleceğinin farkına varışı ne çığlık atıyor, ne direniyor . Sadece içinden geçenleri yazıyor. Sanki bir insanın ruhuyla baş başa kalıyorsun. Hem çok insani, hem çok acımasız bence bu romanın kalbi. O yakarış, o son umut kırıntısı insanın en savunmasız hali o çaresizlikte bile yaşama isteği var bu beni derinden sarstı. VICTOR HUGO’NUN o ince yakıcı dili ile son vermek istiyorum
ONLAR ŞAPKALARINI ÇIKARTIYOR BENDE KELLEMİ
“Sevgili Victor Hugo, senin kelimelerin yalnızca bir mahkûmun değil, insanlığın son gününü anlattı bana. Her satırında hem suçun hem adaletin hem de merhametin ağırlığını hissettim. Teşekkür ederim, beni susturan bir sessizliği kelimelere döktüğün için.”
Kitap ve sevgi ile kalın …