Cehov, girince yavaş yavaş alışılan bir deniz gibi. İlk öykülerde ben ne okuyorum hissi gelse de kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Tüm öykü derlemelerini okumam heralde diyip kitap bitince diğer cildi ediniveriyorsunuz. En azından bende öyle oldu.
Çocukken, ilk okuma yıllarımızda elimize verilen kitaplardandı Cehov öyküleri. Birçoğunu o dönemde okusam da aklımda pek kalmamış. Yıllardır bir hikaye arıyorum çocukken okuduğum, beni çok üzen, acıklı bir öyküydü. Yapay zekaya sorduğumda Cehov’un birkaç öyküsünden biri olabileceğini söyleyince, özellikle de bu ciltteki bir öykü üzerinde durunca, hemen aldım kitabı. Öykü o öykü değilmiş ama yine de tekrar Cehov ile tanıştığım için şanslıyım.
Çocukluktan beri aklımıza kazınmış şu cümle ile okumak gerekiyor yazarı: Cehov bir durum öykücüsüdür. Yani çoğu zaman beklediğimiz, net bir sonuçla bitmez. O yüzden bazı okuyucular hikayeleri bitirken “eksik kalmış” hissiyatı alabilir. Ama dediğim gibi, okudukça alışılıyor yazarın bu özelliğine.
Çok beğendiğim öyküler oldu içinde. Bazı öyküleri acının kederin dibine vururken bazıları hiciv sanatını doruklara çıkarıyor. Bütün öyküler insan, insanın her türlü hali üzerinden işleniyor. Dönem Rusyası hakkında çok derin bilgiler içeriyor. Bana kalırsa Cehov, hayatın bir döneminde, okunacaklar listesinin arasına alınarak külliyatı yavaş yavaş bitirilmesi gereken bir yazar.