İlk sayfalardaki diyaloglar sebebiyle kitaba önyargı ile başlamıştım. Çünkü Ekrem'in konuştuğu arkadaşı çok tek düze cevaplar veriyor ve beni sanki röportaj okuyormuşum gibi hissettiriyordu. O vakit Bir Solgun Adam'a başlarken Menfi'nin güzel bir eser olacağını düşünmeyerek yarım bırakmıştım böylelikle.
Fakat yarım bıraktığıma pişman oldum çünkü hakikaten temiz bir esermiş. Akıcı ve zengin yani.
Tek eksi yönü Ekrem'in hayatının anlatıldığı ve sürgüne gönderildiği kısım bıçakla kesilmişcesine keskin ve aniydi bana göre. Böylelikle sanki kitap iki bölümden oluşuyormuş da bize tek bir parça olarak sunmuşlar gibime geldi. Ayrıca sürgüne gönderilmeyi hapis hayatı gibi sanardım hiç de öyle değilmiş. Gönderildiği şehirde yaşamına devam etti yani, bu beni şaşırttı doğrusu.
Şu an için söyleyeceğim başka bir şey yok. Sadece şunu ekleyebilirim ki böyle kitaplar neden az okunuyor? Popülerlik elde etmediği için mi yoksa saçma sapan olay örgüsüyle oluşmadığı için mi?