Gönderi

Puan vermedi·305 syf.··
2025 20. kitabı
İncelememi kitaptan yaptığım alıntılarla yapacağım. Çünkü kitabı en doğru şekilde anlatacağına inanıyorum. • Elimizdeki bu çalışmanın amacı; Pontus, Aydın vilayeti ve genel olarak Anadolu’nun batı kıyısı Rumlarının gerçekte ne ölçüde nüfus çoğunluğunu oluşturduklarını ve ne ölçüde o bölgelere 3.000 yıldan beri yerleşik olduklarını araştırmaktır. • Yeni Yunan Ulusu, çağdaş her Avrupa ulusu gibi, ideolojik olarak kendiliğinden ortaya çıkmadı. O da, Fransız İhtilalaiyle gelişen Avrupa Aydınlanma Akımının politik-ideolojik bir ürünüydü. • Fransız İhtilalinden önce, Yunanistan’ın anakara kesimindeki nüfusun çoğunluğu, belirgin ulusal kimlikler olmaksızın; Arnavutça, Ulahça ve Slavca konuşan sakinlerden oluşuyordu. Yunanca konuşan sakinlere gelince, onların da büyük bir oranı sırasıyla Flamanların, Katalanların, İtalyanların, Fransızların, Almanların, Mora Slavlarının, Yahudilerin vs. Hellenleşmiş torunlarından oluşuyordu. Eski Yunanlıların torunlarına da yer yer rastlanıyordu. Bu durum, tüm Balkan bölgeleri ve genel olarak bugünkü tüm Avrupa ulusları için de geçerlidir. • Yeni Yunan ulusal kimliğini, Avrupa Aydınlanma Akımının etkisi altında kalarak, Diaspora Ortodoks Rumlarının orta kentsoylu sınıfından gelen çocukları yarattılar özellikle. Hem kendilerini hem de Slavca konuşan Makedonyalıları da eski Makedonların ve Büyük İskender’in torunları olduklarına inandırdılar. • 1821’den sonra ulusal bağdaşıklı (tek ulus, tek sayı, tek din) politikası ile Megali İdea birleşti. • Doğu Anadolu bölgelerinin nüfusu, ulusal kimlikleri bugüne kadar değişmeden kalan Ermeni, Kürt, Laz ve Gürcülerden oluşuyordu. • Gerek Roma gerekse Bizans çağında Hellenizm (Yunanlılık) terimi hiç bilinmiyordu. Bu bölgelerdeki toplumlar, Romalılar olarak biliniyorlardı. Daha sonraki yıllarda bu terim Romios ya da Rum olarak değişikliğe uğradı. Avrupa’da ulusal hareketler doğunca, Osmanlı İmparatorluğu kesiminde son iki yüzyıl içinde Rumların yeni oluşmuş orta kentsoylu sınıfı, tüm Ortadoks Hristiyanları Rum yerine gittikçe Hellen olarak adlandırdı. Böylelikle, İstanbul patriği liderliğindeki çokuluslu Ortodoks Rum milleti, yeni kurulan Atina başkentli Yunan devleti merkez olmak üzere, Hellen (Yunan) ulusuna dönüştü. Osmanlı’nın kurulmasına müsaade ettiği Rum okulları sayesindeki propagandalar, en sonunda Anadolu Ortodoks toplumlarınhın yok olmasına yol açtı. • 17. yüzyıl sonunda ve 18. yüzyılda giderek artan bir oranda Ortodoks nüfus Batı Anadolu’ya göç etti. • 1839 Tanzimat Fermanıyla toprak köleliği kaldırılınca Mora’dan, adalardan, Makedonya’dan ve Yunanistan anakarasından Ortodoks Hristiyanlar Anadolu’ya göç etti. • Türk ulusu, 19 ve 20. Yüzyıllarda yaratılan birçok yapay uluslardan bir tanesidir. Çünkü birbirleriyle hiçbir soy akrabalığı bulunmayan toplulukları içermektedir. Tıpkısı, Yunan ve Bulgar ulusları için de geçerlidir. • Hristiyanlar için 15. yüzyılda “nasara” terimi, 16 ve 17. yüzyıllarda ise “kefere” terimi kullanılıyordu. “Rum” ve “millet” terimlerinin kullanımı ilk kez ancak 18. yüzyılda başladı. Böylelikle Ortodoks Hristiyanlar, ayrı bir cemaatin üyeleri olarak belirleniyordu ve İstanbul Ortodoks patriği bu cemaatin başıydı. Dini cemaat, ulusal kimlik niteliklerini haiz değildi. Tanzimat Fermanı’ndan sonra ulusal-dini cemaatlerin ayrı ayrı belirlenmesinde “millet” terimi kullanılmaya başlandı. • Fransız İhtilali, 18. Yüzyıl Avrupa’sına milliyetçilik ideolojisini getirdi. Milliyetçilik, Anadolu halk kitlelerini 19. Yüzyıl ortalarında etkilemeye başladı ve bunun sonucunda Ortodoks Hristiyanlar Hellenleştiler, Müslümanlar da Türkleştiler. • “Yunanlı savaşçılar kendilerini kurtarmak için İzmir limanını terk ettiklerinde, kentin sahiline yığılmış yüz binlerce göçmen Türk ordularını bekliyordu. O Türklerin ki, köyleri ve malları kaçmakta olan Yunan ordusu tarafından iki hafta önce yakılıp yıkılmıştı. Bu savunmasız göçmenlerin arasında yazarın dedesi, annesi ve çocuklarıyla birlikte teyzeleri de vardı.” • “ Türk askerleri, Yunan ordusuna karşı besledikleri müthiş kin duygusu altında ( o Yunan ordusu ki, kadın ve çocukları ve silahsız Rum göçmenleri İzmir rıhtımında kaderlerine terkederek, kendisi güvenlik içinde Sakız ve Midilli adalarına sığınmıştı) öç almak için birçok göçmeni, bunların arasında yazarın ataları da var, öldürdüler.” • Bizi ilgilendiren; Aydın, Bursa, Konya, Kastamonu, Sivas ve Trabzon vilayetleri ile Çanakkale, İzmit ve Üsküdar bağımsız sancaklarıdır. Bu vilayetlerin tüm sancak ve kazalarındaki Rum nüfusun oranı tek tek verilmiş kitapta. Fakat dipnotlar Yunanca olarak bırakılıp çevrilmemiş.
Anadolu ve Rum Göçmenlerinin KökeniGeorgios Nakracas · Belge Yayınları · 20035 okunma
·
45 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.