Gönderi

Kavabata’nın ölümle uzlaşması
8/10
·104 syf.··
2025 14. kitabı
Eguchi, bu tuhaf randevu evinde birkaç gece geçirir. İlk gece aldığı süt ya da bebek kokusu ile son gecede duyduğu ölüm kokusu, bir ömrün kısa özeti gibidir. Genel olarak Kavabata’ya ve bu romanına önyargıyla yaklaşıyoruz. Çünkü Batı’nın değer yargıları, sembolleri, yaşam, ölüm ve erotizme bakışı ile Uzak Doğu’nun bakışı aynı değil. Kavabata’nın bu romanından esinlenerek benzer bir temayı Gabriel García Márquez de Benim Hüzünlü Orospularım adlı romanında işler ama orada 90 yaşındaki bir adam, bir genelevdeki küçük kıza duyduğu arzu üzerinden yeniden hayata başlama isteğine kapılır. Bu, Batı’ya özgü bir yaşama tutunma anlatısıdır. Kavabata’nın romanı ise bunun tam tersidir: Burada kahraman 70 yaşında bile değildir ve konu, ölümle uzlaşmak üzerinedir. Kavabata bu romanı yazdığında Eguchi ile benzer yaşlardadır; on yıl kadar sonra ise kendi hayatına son verir. Bu yüzden roman, bir yönüyle yazarın ölümle yüzleşmesidir. Eguchi’nin uyuyan kadınların bedenlerinden anılarına sıçrayışı, aslında dolu dolu yaşanmış bir ömrün geri sarılışıdır. Yalnız değildir; evlenmiş, üç kızı ve torunları vardır. Sevgilileri olmuş, kaçamak ilişkiler yaşamıştır, hatta birkaç yıl önce genç bir kadın tarafından arzulandığını da hatırlamaktadır. Romanın sanıldığı gibi erotik bir yönü yoktur. Kızların bakire olması, hem Eguchi’nin hem de diğer yaşlı erkeklerin onlarla cinsel temas kurmasını baştan engeller. Eguchi bu ihtimali birkaç kez aklından geçirir, hatta hayal eder; ama romanın derdi burada kalmaz. Bu genç kadınların varlığı onda “gençliğe sahip olma” hırsı değil, geçmişe bakma imkânı yaratır. Kadınların bedenleri onun için arzu nesnesi değil, birer hatıra kapısıdır. Her birinde başka bir kadını, başka bir zamanı, başka bir duyguyu hatırlar ve böylece kadınlar üzerinden hayatla vedalaşır. İlk gece aldığı süt kokusu, hem hayatın başlangıcını hem de torunlarının ve çocuklarının bebekliğini hatırlatır. Bir başka kadında en sevdiği kızıyla yaşadığı bir anıyı, bir diğerinde gençliğindeki sevgilisini, bir başkasında son ilişkisinin yankısını bulur. Son gece yanındaki kadının memesinden gelen koku, onu annesine götürür; annesinin ölümü, çocukken annesinin göğsüne yaslanarak uyuduğu anlar, rüyasında çiçeklerle kaplı bir evde onu bekleyen annesinin imgesi… Tüm bu anılar, bir yaşlı adamın ‘uyuyan kadınlardan’ ‘anılarındaki kadınlara’ yaptığı bir geçiştir. Hayatla ve geçmişle vedalaşmayı, ölüm denen o derin uykuya hazırlanmayı anlatır. Ve Kavabata’nın romanı, tıpkı Zen’in sessiz bir öğretisi gibi, ölümün bu uyku hâlindeki güzelliğini fısıldar; mono no aware : geçiciliğin hüzünlü güzelliği.
Uyuyan GüzellerYasunari Kawabata · Can Yayınları · 2024674 okunma
·
249 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
incelemenizi çok beğendim, diğer incelemeleriniz için takipteyim! umarım daha çok yazarsınız 😊