Gönderi

6/10
·192 syf.··
2025 119. kitabı
“Bazı hikâyeler anlatılmaz, saklanır. Ama bir kuşak, suskunlukla değil anlatıyla ayakta kalır.” Zülfü Livaneli’nin son romanı Bekle Beni, 68 kuşağının gölgesinde büyüyen bir aşkı, politik sürgünlükle, hapislikle, hasretle ve unutmayla örüyor. Selim ile Leyla’nın yolları, gençliğin ateşiyle kesişiyor; ama ülkenin karanlık sokakları, onları iki ayrı yöne savuruyor. Geride kalan sadece mektuplar... Ve mektupların taşıyamadığı bir geçmiş. Kitap, büyük ölçüde Selim’in mektuplarına yaslanıyor. Mektuplar sadece bir kadına değil; bir döneme, bir kuşağa, bir vicdana yazılmış gibi. Livaneli, bir roman kaleme almaktan çok, belleğini aralıyor; yaşanmışlıkları, tanıklıkları, kırgınlıkları ve yarım kalanları sayfalara döküyor. Bu yönüyle Bekle Beni, kurmaca ile otobiyografi arasında salınan, kişisel olanı toplumsal olana dönüştüren bir anlatı. Ancak bu duygusal yoğunluk, her zaman kurgusal başarıyı beraberinde getirmiyor. Romanın yapısı zaman zaman fazla lineer, olay örgüsü tahmin edilebilir, karakter çizimleri ise özellikle Leyla tarafında daha çok bir figür olarak kalıyor. Mektupların dili ise yer yer fazla süslü ya da yazarın sesine fazla yakın bu da karakterin inandırıcılığını zayıflatabiliyor. Yine de Bekle Beni, bir aşkın gölgesinde ülkenin acılı tarihine dokunan, umudu da, kaybı da, sessizliği de unutmayan bir roman. Eksikleriyle, fazlasıyla; anlatının gücünü hatırlatan metinlerden biri. Sonuç ; Okunması kolay ama sindirilmesi zaman isteyen bir kitap. Hikâyesinden çok atmosferiyle kalıyor akılda. Bekle BeniBekle Beni Zülfü LivaneliZülfü Livaneli
Edebiyat
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518bin okunma
·
50 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.