Puan vermedi·%20 (189/910 syf.)· Cervantes bir rönesans yazarı kabul edilir , kendisinden önce gelen kilisenin skolastik düşünce yapısını ironik bir şekilde eleştirir.
Cervantes’in gerçeği dışarıda değil, insanın içinde başlar.
Bir mucize görmeye gerek yok;
bir köylüye iyilik etmek, bir dosta sadık kalmak, bir yarayı sarmak da mucizedir.
Yani Cervantes’in gerçeği:
• ne salt akıldır,
• ne salt inançtır,
• ikisi arasındaki ince çizgide insan kalabilmektir.
Cervantes mucizeye değil, insanın içindeki hakikate inanır.
Dinî anlamda değil, varoluşsal anlamda bir inançtır bu.
Cervantes roman boyunca hep alay ediyor.
Ama onun alayı küçümseyici değil, acı bir gülümseme gibidir. O, hem Don Quijote’la hem de onunla birlikte kendimizle alay eder Alayı, inancı yıkmak için değil
inancı boş biçimlerinden arındırmak içindir.
Don Quijote’ nin kulağının kesilmesi, gerçeği duymayı reddetmenin simgesidir, dünyayı kendi kafasındaki gibi görmek ister; artık bir “yarı kulaklı şövalye”dir — yani hakikatin sesini duymayan ama kendi hikâyesine inanan bir adam.
Don Quijote için adeta imkansız yok. Hayalindeki kurtardığı ülkenin kralının kızıyla evlenmek için kendisinin soylu olması gerektiğini düşünür bunu bile imkanlı çözülebilecek bir durum olarak görür