İnsancıklar- Fyodor M. Dostoyevski
Türü: Roman
Sayfa : 192
#kitapyorumum
19. yüzyıl rus edebiyatı yazarlarından olan Dostoyevski’nin henüz 24 yaşındayken yayınladığı ve ilk romanı olan bu eser, kısa sürede başarıyı yakalamasını sağlamıştır.
Eser iki karakterin birbirine yazdığı mektuplardan oluşuyor. Mektuplar arasında karakterlerin yaşamından ve geçmişinden izlere rastlıyoruz. Yalnızca mektup olmasına rağmen karakterlerin içsel tasvirleri oldukça güzel yansıtılmıştı. Mektuplardan oluştuğu için ilk başlarda adaptasyon konusunda biraz sorun yaşadım ama yazarın akıcı anlatımı sayesinde oldukça kolay bir şekilde kitabı kısa sürede bitirebildim.
Eser içerisinde fakir kavramına oldukça yoğun vurgu yapılmıştı. Dram ağırlıklı bir eser niteliğinde olduğunu düşünüyorum.
Edebiyatın kıymetli yazarlarından olan Dostoyevski’nin kalemi ile henüz tanışdıysanız bu eser başlangıç için oldukça kolay bir okunma sağlayabilir.
Okuyacaklara şimdiden Afiyet Olsun
#alıntı
“O anda düşündüm ki bakım ve inişi içinde yaşayan biz insanlar, gökyüzünde uçan kuşların endişesi ve masum mutluluğunu da kıskanmalıyız.”
“Sıkıntı, üzüntü ve vicdan azabından bütün gece uyuyamadım. Halbuki pişmanlığın, ruhu rahatlattığını söylerler. Nasıl oldu bilmem ama gururum, mutsuzluğuma karıştı.”
“Hatıralar mutlu olsun, kederli olsun, her zaman acı verir; en azından benim için öyle. Aslında bu tür acılar da tatlı oluyor. Kalbim ağırlaştıkça, içim sıkıldıkça, hüzünlendiğim, tıpkı sıcak bir gün ardından gelen nemli bir gecede, çiğ tanelerinin, güneşte kavrulan zavallı, solmuş çiçeği tazeleyip canlandırması gibi anılar da kalbi canlandırır ve tazeler.”
“Ama nedense en iyi geçirdiğim zamanlarımda bile ben hep bilinmeyen bir şeylere üzülüyorum ve o yüzden moralim de bozuk oluyor.“
“Yoksul insanlar kaprisli olur. Doğası gereği böyledirler. Ben bunu daha önce de hissediyordum şimdi ise daha çok hissediyorum.“
“Kendimi önemli hissetmem için bir neden yok. Hatta kendimi artık çok gereksiz biri olarak görmeye başladım. Kendi kendime olan saygımı, bütün niteliklerimi ve gururumu kaybedince artık benim için her şey bitmişti.”
#konusu
Bir memur olan Makara Devuşkin ve Varvara Dobroselova isimli bir kadın arasındaki mektuplaşmaları ve bu bağlamda alt tabaknın hayata dair endişelerini sorunlarını içermektedir. Fakirliklerine rağmen birbirine para yardımında bulunmaya çalışan bu iki insanın yaşadığı yoksulluk; benliklerini umutsuzluğa ve tükenmişliğe doğru sürüklüyor.