Werther'in Izdıraplı Aşk Yolculuğu
7/10
·126 syf.··
2025 25. kitabı
Werther, Lotte, Albert aşk üçgeni yakın zamanda okuduğum Franz Kafka'nın "Milena'ya Mektuplar" adlı eserindeki Kafka, Milena, Pollak aşk üçgeninin gölgesinde kaldığını söylemem gerek. Alman edebiyatının en meşhur ve birbirine çok benzer şekilde ilerleyen iki aşk serüveni. Kafka'nın ki gerçeğin ta kendisi Goethe'nin ki kurgu. Belki de o yüzden Kafka'nınkinden daha çok etklenmiş olabilirim. Goethe'nin eserindeki okuma deneyimim ise genel olarak iyiydi. Eserden bazı alıntılar: “Oradan ayrıldığım için öyle mutluyum ki! Değerli dostum, insanın kalbini anlamak olanaksız bir şey! O kadar sevdiğim, o kadar bağlı olduğum senden uzaklaşıyorum ve bundan mutluluk duyuyorum! Kız kardeşinin geçit vermez cazibesi beni hoş bir şekilde oyalarken, o zavallı yürekte oluşan sevgi için bir şey yapabilir miydim?” “İçinde bulunduğum anın tadını çıkaracağım, geçmiş geçmişte kalacak.” “Anneme her şeyin yoluna gireceğini söyle.” “Kendimi burada çok iyi hissediyorum. Yalnız bu cennet yörede kalbim için harikulade bir merhem oldu.” “Kentin yoksul kesimi artık beni tanıyor ve seviyor, özellikle çocuklar.” “Saygın biriyle daha tanıştım, prensliğin yargıcı, içten ve dürüst biri. Beni evine davet etti, en kısa zamanda ziyaretine gideceğim. Prensliğe ait bir av köşkünde oturuyor. “’Güzel bir hanımla tanışacaksınız, ona âşık olmamak için dikkatli olun.’ dedi teyze. Niye dedim. ‘O sözlü biri, hem de çok akıllı bir adamla.’” “Lotte’ye ‘Albert kim?’ dedim. ‘Albert akıllı bir adam, onunla nişanlı sayılırım.’” “Tanrı’nın azizlerine layık göreceği türden mutlu günler yaşıyorum.” “İşte böyle sevgili Wilhelm, dünyada en çok çocukları kendime yakın buluyorum.” “Grup içinde Lotte’den bahsedilirken sergilediğim aptalca tavırları görmelisin.” “Hayır, kendimi kandırmıyorum! Onun siyah gözlerinde bana ve yazgıma karşı gerçek bir ilgi okuyorum. Evet, hissediyorum, bu konuda yüreğim beni yanıltmaz.” “Beni seviyor! O beni sevmeye başladığından beri kendi gözümde değerim arttı.” “Ah, tesadüfen parmağım onunkine dokununca, ayaklarımız masanın altında birbirne değince öyle heyecanlanıyorum ki!” “O benim için ilahi biri. Onun yanında tüm hırslarımdan arınıyorum.” “Wilhelm, aşk olmasa hayatın ne anlamı olur?” “Bugün Lotte’ye gidemedim, başımdan savamadığım insanlar bana engel oldu.” “Uyandığımda büyük bir neşeyle güzel güneşe bakarken ‘Onu göreceğim!’ diye bağırıyorum sabahları, ‘Onu göreceğim!’ ve o an bütün gün yapmak istediğim başka bir şey gelmiyor aklıma. Her şey, her şey bu ümitle, iç içe geçiyor!” “Üç kez Lotte’nin portresini çizmeye yeltendim, üçü de birbirinden kötü oldu.” “Albert gelmiş. Geldiğinde iyi ki orada değildim. Yoksa yüreğim sızlayacaktı. Ancak Albert’e saygıda kusur edemem.” “Lotte’nin yanındayken duyduğum sevinçten yoksunum artık.” “Albert’in burada kalacağını, çok sevildiği saray tarafından iyi gelire sahip bir göreve getirileceğini sana yazmış mıydım, bilmiyorum. Albert kadar işinde disiplinli ve çalışkan birine çok az rastladım.” “Wilhelm, etkin yeteneklerimin huzursuz bir tembelliğe dönüşmesi bir felaket, ben boş duramıyorum, ama elimden hiçbir şey yapmak da gelmiyor. Hayal gücümü yitirdim, doğa artık beni duygulandırmıyor, kitaplar tüylerimi diken diken ediyor.” “Wilhelm, hayatta mıyım, değil miyim çoğunlukla bilmiyorum.” “Gitmem lazım! Ya Albert ya ben gitmeliyim!” “Onu bir daha görmeyeceğim! Burada oturmuş soluk almaya, kendimi yatıştırmaya çalışıyor, sabahın olmasını bekliyorum, gün doğarken atlar hazır olacak. Ah, o sakin sakin uyuyordur, beni bir daha görmeyeceği aklından bile geçmiyordur.” “Hoşça kal Lotte! Hoşça kal Albert!” “Bana her şeyi bağışlayan güzel Tanrım, niçin verdiklerinin yarısını alıp bana özgüven ve yeterlilik duygusu vermedin ki?” “Bazı şeylerin bizde eksik olduğunu çok sık duyumsuyoruz, eksikliğini duyduğumuz şey de çoğunlukla bir başkasında varmış gibi geliyor bize.” “Kendimi burada yeterince iyi hissetmeye başladım. En güzeli yeterince meşguliyetin olması.” “Size mutlaka yazmalıyım sevgili Lotte, buradan, fırtınalı bir havada sığındığım mütevazı bir köy otelinin bu küçük odasından. Kar ve dolu küçük penceremi döverken aklıma gelen ilk siz oldunuz. Beni görseniz hazinem! Dalgınlık girdabı içindeyim! Duygularım ölmüş gibi! Ah, o güzel odacıkta dizinizin dibinde otursam, sevgili küçüklerimiz etrafımda hep beraber yuvarlansalar, siz gürültüden bunaldığınızda, heyecanlı bir masala onların etrafında sessiz toplanmalarını sağlasam.” “Teşekkür ederim Albert, beni atlattığın. Oysa düğün tarihinizi bildiren bir haber bekliyordum, Lotte’nin siluet portresini büyük bir törenle duvardan indirip diğer kağıtların arasına gömmeye karar vermiştim. Şimdi siz evli çifttsiniz ama onun resmi hâlâ duvarda! Ah beni unutursa deliririm Albert, bu düşünce cehennem demek.” “Beni buradan uzaklaştıracak tatsız bir olay oldu. Kont C.’nin beğendiğini bana değer verdiğini biliyoruz Wilhelm. Sana belki yüz kere söyledim. Dün ona yemeğe gitmiştim. Kadınların salonun ucunda birbirlerinin kulaklarına fısıltıyla bir şeyler söylediklerinin, bu durumun erkeklere de sirayet ettiğini fark ettim. Kont hızla bana doğru yaklaşıp pencerenin yanına çekti. ‘Tuhaf kurallarımızı biliyorsunuz, insanların sizi burada görmekten huzursuz olduklarını görüyorum,’ dedi. “Soylu insanların arasından sessizce geçip salondan çıktım.” “İstifamı saraya bildirdim, kabul edeceklerini umuyorum.” “Her şey sonuçlandı. İstifamı onaylayan belge elimde.” “Tanrı biliyor ya, çoğunlukla bir daha asla uyanmama arzusu hatta ümidiyle yatağa giriyorum.” “Onu bana ver diye tanrıya dua edemiyorum. Çünkü o başkasının.” “Ulu Tanrım! Ya akılları başlarında değilken ya da akıllarını kaybettikten sonra mı mutlu olmaktır insanların yazgısı!” “Gittiğim her yerde hayali peşimde! İster uyanık olayım ister rüya göreyim fark etmiyor, ruhum tümüyle onunla kaplı! “Kararımı verdim Lotte, ölmek istiyorum.” “Yazmaya başladığımda sakindim, şimdi, şimdi bir çocuk gibi ağlıyorum, etrafımdaki her şey öylesine hayat dolu ki.” “Hoşça kal, Lotte! Ebediyen hoşça kal!” “Wilhelm, son kez kırlara, ormana, gökyüzüne baktım. Sen de hoşça kal! Sevgili anneciğim, beni affedin! Onu teselli et Wilhelm! Tanrı sizi korusun! Bütün işlerimi hallettim. Hoşça kalın! Yine görüşeceğiz, hem de daha mutlu olarak.” “Sana kötülük ettim, Albert beni bağışla. Yuvanın huzurunu kaçırdım, aranızdaki güven duygusunu sarstım. Hoşça kal! Bu duruma son veriyorum. Ah, ölümüm size mutluluk getirsin! Albert! Albert! O meleği mutlu et! Böylelikle Tanrı lütfunu senden esirgemez! Ve Werther, Albert’ten ödünç aldığı silahla kendisini vurarak intihar eder.
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150bin okunma
·
129 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.