Puan vermedi·494 syf.····Okunma: 20 Şubat 2025 14:29 “Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi; hem bilgelik çağıydı hem ahmaklık; hem inancın devriydi hem şüpheciliğin; hem Aydınlık hem Karanlık bir mevsimdi; umudun baharı, umutsuzluğun kışıydı; hem her şeyimiz vardı hem de hiçbir şeyimiz yoktu…”
Kitabın adı İki Şehrin Hikayesi, yazar kitapta Londra ve Paris’i ele almış. Fransız Devriminin başlangıcı ve etkileri üzerine yazılmış bir kitap. İlk başlarında içine girememiştim kitabın ama devam ettikçe gerçekten beğendiğim ve acaba ne olacak daha deyip merak ettigim bir kitap oldu. Fransız Devrimini ele aldığı için aslında tarihte o dönemleri biraz biliyorsanız, fikriniz varsa kitabı biraz daha iyi anlayabileceğinizi düşünüyorum. O zamanda olan hukuksuzlukları, aç kalan bir halk varken partiler veren üst tabakayı, borçlar yüzünden halktan alınan ağır vergileri ve bunun sonucunda oluşan bir devrimi.
Hatta soyluların halka açsanız çimen yiyebilirsiniz dediği bir dönem. Kitaptan bir alıntı daha bırakayım hatta “Ülkeyi yönetenlerin bir eli yağda bir eli baldaydı ve bunun bu şekilde ilelebet sorunsuzca süreceği fikri hakimdi.” öyle bir emin durumdan nerelere geldiler.
Tabi şunu eklemek istiyorum devrim olduktan sonrada halktaki intikam ateşi çok yüksek yanıyor ve haklı haksızı ayırmadan herkesten intikam almaya çalışıyorlar. Düşününce kendi yorumum hiçbir şey tam anlamıyla ve layıkıyla yapılmıyor aslında dünyada ya. Giyotin o zamanlarda en ünlü idam malzemesi oluyor. Her gün onlarca kişi idam ediliyor. Mahkemeler yapılıyor ama savunma hakkı yok diyebiliriz. Bir anda suçlanıp hapse atılabiliyorsunuz.
Ağır bir kitaptı ama hoşuma giden bir kitap oldu. Karakterlere girmedim çünkü çok uzun olacaktı. Karakterler olayları anlayabilmemiz için çok güzel aracılar oldu. Genel olarak okumadıysanız okumanızı öneririm. Yorumuma katılmıyor olabilirsiniz, yanlışım varsa da affola diyorum ve bu kadar