Gönderi

Spoiler İçerebilir!!
6/10
·480 syf.··
2025 42. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2025 23:24
Selam selam selam... Okurken öylesine okuyacağım diyerek başladığım bir kitabın incelenmesiyle geldim. Öncelikle kitap serapa rahatsız edici içeriklerle doluydu, bunu bilerek başlayın. Bir hikayeyi ilk kez katilin ağzından okudum ve neredeyse deli oluyordum çünkü katilimiz dümdüz psikopat. Ruh hastası, narsist ve sağlıksız. Kendini beğenmiş ukala herifin teki bu yüzden onun bakış açısından olan bölümlerde sinirden saçınızı başınızı yolabilirsiniz. Yaptığı şeyleri kendi hastalıklı düşüncelerine dayanarak durmadan meşrulaştıran ve kendini neredeyse Tanrı zanneden, herkesi istihfaf eden birisi. Tam bir manipülasyon ustası öyle ki bir an kendinizi ve inançlarınızı sorgulayabilirsiniz. Noa ise melankolik diyebileceğim bir ruh sağlığına sahip bir kadın. Kendisini ablasının ölümünde suçlu buluyor ki zira annesinin de bu vicdan azabında çokça payı var. Babası zaten Şebnem Ferah'ın da dediği gibi "Yokluğun varlığın bir" denilen türden. Kardeşi için ailesine katlanan artı bir özelliği olmayan, intihara meyilli, hayata küsmüş bir arkadaşımız. Kitabın konusu bana "The Glory" dizisini çağrıştırmadı değil. Doğup büyüdüğü kasabaya çocukken yaşadıklarının intikamını almak için dönen birisi. Kasabanın huzurunu kaçıracak, oradakilerin gerçek yüzlerini ortaya çıkaracak vesaire. Artı olarak başka bir noktaya değinmek istiyorum ki kitap boyunca sadece kadın cinayetleri işlendi ve bu beni rahatsız etti. Yazara şahsi olarak herhangi bir söylemim yok ama en azından ölenlerin arasından bir ikisi erkek olabilirdi. Sanki cinayetler daha kolay olsun diye sürekli kadınlar koyulmuş gibi. Şu da var ki katil bir sayfada kurbanlarıyla düzüşemeyeceğini, o kadarını midesinin almadığını söylüyordu. Lakin şu anda bildiğim kadarıyla katil Paul ve Paul hem Noa ile hem de Lexa denen ablamızla beraber oldu. Bu da yetmezmiş gibi Lexa'yı o beraberlik esnasında öldürdü. Kelimenin tam anlamıyla korkunç. Mideniz yoksa bu kitabın değil kapağını açmak göz ucuyla bakmayın bile. Joanne'in yaşıyor olması bana sürpriz oldu mu? Aslında pek sayılmaz. Artık bir klasiktir bu, ölen ve arkasında haddi hesabı olmayan bir acı bırakan kişinin aslında ölmemiş olması. Beni şaşırtan Joanne'in İplikçi olmasıydı. Katil ile Joanne nasıl tanıştı, nasıl bir ilişkileri vardı oldukça merak ediyorum. Ayrıca Noa'nın ablasına t€cavüz eden kişilerin artık kasabada olması da hikayeye artı bir boyut katıyor. Emre'nin yazım dili... Dürüst olmak gerekirse kendisinin okuduğum ilk ve tek kitabı bu. Genel olarak erkek yazar tercih etmiyorum diyelim. Yazım dili güçlü değil ama basit de değil. Kaba tabirle vasat diyelim, geliştirilmeye açık, yazarın önü kapalı değil elbette. Sayfaları çevirirken paragrafların kısa olmasından ve diyalogların satır satır kurulmasından pek haz etmiyorum. Benim gözüme hitap etmiyor açıkçası. Genel olarak kitabı beğendim, okusam da olurmuş okumasam da. Kesinlikle okuyun denilecek bir şey bulamasam da diğer kitapları bilmediğim için net bir söylemde bulunamam. Kitabı büyük bir heyecanla okumadım çünkü sayfa sayısına bakmak için son sayfayı açtığımda yanlışlıkla spoiler yemiştim ne yazık ki. Belki spoi yemeseydim daha büyük bir hevesle okuyabilirdim ama olsun.
Oyuncak MüzesiEmre Gül · Guardian Yayınları · 20241,730 okunma
·
316 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.