·536 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Ekim 2025 10:49 Sanırım son zamanlarda beni böylesine şaşırtan, etkileyen ve keyifle son sayfasını kapattığım bir kurgu olmamıştı.
Öncelikle günümüze geliyoruz. Mısır’da Nil nehrinden çıkarılan bir ceset bir gazeteci ile eski bir istihbaratçıyı morg da bir araya getirir. Neredeyse 50 yıl önce ölmüş olması gereken bir adamdı cesedin sahibi de!
Johann Halder, Adolf Hitler’in emirleriyle Başkan Roosevelt ve Başbakan Churchill 'ı Kahire de öldürecek olan ekibin yöneticisiydi. İşin en ilginç yanı ise bu adamın Amerika doğumlu bir Alman vatandaşı olmasıydı!
Onun hakkındaki her şeyi ve geçmişte yaşanılan Sfenks Operasyonuna dair her ayrıntıyı da biz en yakından müdahale etmiş olan Yarbay Harry Weaver’ın ağzından dinlemeye başlarız….
İki en yakın dost ve içlerinde bir kadın ile 1939 yılında Mısır’da arkeolojik bir kazı esnasında bir araya gelirler.. Savaşın en üst seviye patlak verdiği dönemde yol ayrımı da gecikmez..
Kader onları bambaşka hayatlar yaşamaya sürüklese de 1943 yılında tekrar bir araya geldiklerinde artık kimin düşman kimin dost olduğunu çözmek kolay değildi…
Hikayenin en kilit ismi ise Rachel Stern.. Tabi yaşadıklarının da bedelini ödemesi kaçınılmazdı!
Biraz karışık anlattığımı biliyorum çünkü zihnim hala kurguda geziyor bu satırları yazarken bile!
Sonuna doğru yaşadığım ters köşeler ve şaşırtıcı finaline bayıldım.. Operasyon gerçekleşseydi neler olurdu tahmin bile edemiyorum doğrusu!
Kitabın finalinde gazetecimiz gibi bende düşünüyorum…
Bir fotoğraf karesi: güler yüzlü, üç genç; kolları birbirine dolanmış Sakkara’da çöl kumlarının ortasında.. Güzel günlerdi ve hep öyle kalsaydı..