Kenar Mahalle ÇocuklarıPier Paolo Pasolini
Kenar Mahalle Çocukları, her gün yanınızdan gelip geçmesi muhtemel bir çocuğun bir bireyin ayakta kalma mücadelesini hatırlatıyor sizlere. Öncelikle kabul edilmeli ki kitap 1955 İtalya'sında ilk baskıya çıkmış olmasına rağmen, günümüzdeki herhangi bir popüler kültür edebiyatının diliyle örtüşecektir ve bu sebeple dili bakımından vereceği zevk kısıtlı durumda.
Konusuna gelecek olursak İtalya'nın 1950'li yıllardaki sokaklarını, mülteci sorununu, dezavantajlı konumdaki çocukların her gün nasıl suçla burun buruna geldiklerini ve bunların bedellerini öderken yetişkinlik duygularıyla yoğrulan yaşantılarını izliyoruz satır satır.
"İnsan açken de iyi kalabilir mi? Dürüst ve rahat bir yaşam sürmenin ön koşulu para mıdır yoksa para kazanmanın önkoşulu dürüstlük müdür? Hangisi daha hayatidir ve hangisinin ilk terk edilmesi anlayışa tabiidir?" diye düşünmeden edemiyorsunuz.
Merhamet duygusununsa her durumda içten geldiğini ve bastırılamadığını ana karakterimiz Riccetto bir kırlangıcı kurtarırken de küçük bir çocuğu korurken de hatırlatıyor okuyucuya.
Kitabın bir diğer hatırlattığı şey ise kimsenin sınanmadığı acının kibrine sahip olmaması gerektiği. Eleştirdiğiniz bir kimsenin, dün nelerden çıkıp da bugün nefes aldığını bilemiyor oluşumuz gerçeğinin unutulmaması gerektiği..
Kitapta iki kere vurgulanan bir nokta da 'hırsızlık' mevzusu. -Bunda şaşılacak bir şey yok," diye ekledi Riccetto neredeyse vurdumduymaz bir tavırla, "herkes hırsızlık yapıyor, aradaki tek fark ne kadar çaldıkları."(s.164.)- Bu satırlar bana "Ne kadar çaldıkları mı yoksa ne çaldıkları mı?" diye düşündürttü. Çünkü kimileri için küçük, az ya da değersiz olan şeylerin yoksunluğunu bir başkası özlemle çekiyor olabilir. Hayatlarımızdaki eksiklerin öneminin, miktarlardan değil nesnelerinden kaynaklandığını fark ettiğimizde aslında hırsızlığın tek boyutlu bir olgu olmadığını anlıyoruz. Bu yüzdendir ki kitap bize, karakterlerin günübirlik maceralarıyla 'yaşamak ciddi ve meşakkâtli bir iştir' diyor.
Son olarak dikkatimi çeken şey bölüm başlarının birinde yer alan Tolstoy'un sözü oldu: "Halk, toplum içinde bir vahşi gibidir." Tolstoy'un olması gereken ile olan arasındaki çatışmaya bu kadar net bir ışık tutarak gözleri açması bana içler acısı geldi..
Üzerine konuşulacak başka şeyler, bakılacak başka pencelereler muhakkak bulunacaktır, tavsiyedir.
Keyifli okumalar..