Gönderi

Ne mutlu Türk'üm diyene! Ne mutlu Türk'üm diyene! Ne mutlu Türk'üm diyene! Ne mutlu Türk'üm diyene! Ne mutlu Türk'üm diyene! Ne mutlu Türk'üm diyene! Ne mutlu Türk'üm diyene! Ne mutlu Türk'üm diyene! Ne mutlu Türk'üm diyene! Ne mutlu Türk'üm diyene!
·
184 Gösterim
1 Yorum
Eskiden farklı düşünen insanlarla tartışmak bana çok keyif verirdi. Fikirler çarpışır, yeni bakış açıları doğardı. Ama son zamanlarda bazı "solcu" diye tanımlanan kesimlerde bir şeylerin çok değiştiğini hissediyorum. Sanki amaç düşünmek değil karşısındakini ezmek olmuş. Her milliyetçi fikri hemen ırkçılıkla, her millî değeri faşizmle etiketlemek kolay geliyor onlara. Ben milliyetçiliği bir üstünlük değil aidiyet meselesi olarak görüyorum. Bir ülkenin geçmişine, diline, kültürüne sahip çıkmak neden bu kadar rahatsız edici geliyor? Herkes kendi halkının iyiliğini ister. Bunu Price denklemiyle de yazmıştım. Ne mutlu Türk'üm diyene lafını sorgulayarak laf dalaşıyla uğraşıyor olmak beni gerçekten yoruyor. Ben de bir zamanlar -ortaokulda- sosyalizmin adalet fikrine inanırdım, hâlâ da o yönünü küçümsemem. Fakat bugün görüyorum ki bazıları sosyalizmi yahut komple solculuğu insan sevgisi için değil kinini meşrulaştırmak için savunuyor. Düşünce değil tepki üretiyorlar. Bir şeye karşı çıksınlar da ne olursa olsun. Bu yüzden artık bu tartışmalardan uzak durmayı, değerlerimi sessizce ama kararlılıkla yaşamayı daha rahat buluyorum. Benim için milliyetçilik, başkasını aşağılamak değil kendi toprağında kök salmak, kendi halkının acısını hissetmek ve o toprağa borcunu ödemeye çalışmaktır. Milletimizi inanılmaz şekilde kutuplaştırıyorlar. Atatürk'ün düşüncelerini savunduğum için çok kez ırkçıymışım gibi yaklaşıldı. Atatürk'ün düşüncelerini savunduğum için. Altta millet birbirini boğazlarken film gibi izleniyorlar. Bu duruma çok boyun eğiliyor. Ülke gerçekten can çekişiyor ve yıllardır aynı döngü, her zaman aynı. Bunun değişmesi için olan bekleyiş bile aynı.
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.