Yazarı instagram sayfasında paylaştığı keskin çıkışlı, çoğu zaman kendisinin de bahsettiği "pozitif toksiklik" ten uzak, acı gerçekleri tokat gibi yüzümüze çarpan cümleleriyle sevip takip ediyordum. Kitabının çıktığını öğrenir öğrenmez aldım.
Kitapta bazı cümleler var ki ne diyor bu, ne kadar uç noktalardan konuşuyor, aile bağlarını zayıflatıp yıkmaya çalışıyor diyerek art niyetli düşünüp bir an afallıyorsunuz. Ben öyle düşünmesem de çoğu kişi ilk etapta böyle düşünebilir. Ama devamını okudukça da kabul edemediğimiz, alışılagelmiş, hayatımızı esir alan birçok toksik ilişkilerle, gerçeklerle yüzleşmemizi sağlayıp bu tezlerine hak verir hale geliyorsunuz. Örneğin "aile kutsal değildir", "çocuklarınız sizin değildir" diye başlayan cümleleri, paragrafları bunlardan sadece biri, ikisi. Kitabı çevremde birçok kişinin eline tutuşturasım, hatta yüzüne fırlatıp al bak geleneksel dayatmalarının saçmalığını oku da öğren biraz diyesim geldi. Ama cehalet kokan çevreniz okusa ne anlar ki diyorsunuz üzülerek. Bunları farketmeye başlamış, kendini dönüştürmeye, esaretten kurtulmaya çalışan insanlar olarak da farkındalık cehennemiyle yüzleşiyorsunuz gerçekten.
Yazarın kitabında en hoşuma giden konulardan biri de sosyal medyada güzellemeler yaparak pozitif ol, iyi düşün, affet gibi argümanların gerçeklikten kopuk ütopik paylaşımlar olduğundan bahsetmesi, bunların birer para tuzağına dönüştürülerek "pozitif toksiklik" adıyla insanların nasıl sömürüldüğünü anlatması. Yani bir bakıma çoğu kişisel gelişim kitaplarında da artık klişe halinde anlatılagelen, bana göre gerçeklikten oldukça uzak ve komik bulduğum durumlardan bahsettiği dobra açıklamaları. Şu cümlesiyle de kendini belli ediyor yazarımız: "Bazen psikolojik sorun yoktur, az para vardır. Parasızlık yüzünden katlanmak zorunda