Döneminde tartışmalara yol açmış, "ahlaksız", "tehlikeli" ve "şeytani" bulunan, Oscar Wilde'nin tek romanı Dorian Gray'in Portresi.
İnceleme yazmaya başlamadan önce "İnsanların düşünceleri nasıl acaba ya?" diyerekten birkaç incelemeye göz gezdirdim. Kitabı beğenmiş olmama rağmen, o birkaç tarayışta gördüğüm incelemelerin kitabı abarttığını düşünüyorum. Kimseyi taşlamıyorum; yaşanmışlıklar, düşünceler, zihinler farklı, böylece kitapların etkisi de herkeste farklı. Ancak gerçekten, elini vicdanına koyup objektif yorumlamak lazım, insanın ruh halini etkileyecek bir içerik ya da yazım dili yoktu. Ruh halini değil, düşüncelerini oldukça etkileyen içerik ve fikirler vardı.
Viktorya döneminde yazılan ve dönemin ahlak anlayışına karşı çıkan bu kitap oldukça tartışmalara yol açmış dediğim gibi.
Bu yüzden gelen eleştiriler karşısında kitaba önsöz ekleyen Wilde şöyle demiş önsözde: "Ahlaksız kitap diye bir şey yoktur. Ya iyi yazılmıştır ya da kötü yazılmıştır."
Ancak ironik bir biçimde kitap ahlaki sonuçlar barındırıyor içinde.
Karakterler, olay örgüsü, yazar ve kitap hakkında bilgiler ve kendi düşüncelerim olarak sırayla anlatmaya başlıyorum.
Kitapta birkaç esas karakterimiz var.
Gittiği bir baloda sanatının dönüm noktasını yaşatacak olan genç Dorian Gray ile karşılaşan, uysal ve iyi niyetli ressam Basil Hallward.
Dış görünüşü ile dikkat çeken, yakışıklı, çekingen, kişiliği ve müzisyenliği ile de hayranlık uyandıran Dorian Gray.
Ahlak anlayışını reddeden, kimi zaman zeki kimi zaman aptal dememe sebep olan, oldukça ironik ve gerçekçi Lord Henry Wotton.
Dorian'dan çok etkilenen, hatta ona tapma derecesinde hayranlık duyan Basil, Dorian'ın portresini yapmaya başlar. Dorian yine poz vermek için Basil'in atölyesine geldiğinde orada Basil'in arkadaşı olan Lord Henry, onların