·136 syf.····Okunma: 25 Ekim 2025 20:06 "Bu dünya mümkün olan dünyaların en iyisidir," demişti Pangloss…
Peki gerçekten öyle mi?
Voltaire'den Cahil Filozof kitabıyla tanışmıştım.Biri düşünen, öğretmeye çalışan filozof Voltaire'yle diğerinde alaycı sanatçı Voltaire karşı karşıya kaldım.
Candide, Almanya’da bir baronun şatosunda büyüyen saf, temiz kalpli bir gençtir.
Onun hocası Pangloss, tam bir Leibniz takipçisidir: “Her şey en iyisi için olur” diye gezer durur.
Candide bu fikirle yetişir, yani hayata pembe gözlüklerle bakar.
Baronun kızı Cunegonde’a âşık olur ama fark edilince Thunder ten tronckh'un şatosundan kovulur. Candide’de felsefenin pembe gözlüklerini kırıyor. Candide’in başına gelen savaşlar, felaketler, ihanetler, ölümle burun buruna gelişleri…
Hepsi, iyimserliğin sınırlarını zorlayan birer ironi aslında.
Her felaketten sonra hâlâ “her şey iyiye gider” diyebilmek, bir erdem mi yoksa bir körlük mü?
Voltaire bu soruyu bütün bir roman boyunca sorgulatıyor.
Romanın sonunda Candide “Artık felsefeyi bırakıp bahçemizi ekip biçelim,” derken aslında Voltaire kendi çağının tüm sahte bilgeliğine meydan okuyor.
Kısaca, bu kitap; düşünmeden inanmanın, sorgulamadan “iyimser” olmanın ne kadar tehlikeli olabileceğini gösteriyor.
Hem düşündüren hem de ince bir alayla gülümseten bir felsefe yolculuğu.Kitabı çok severek okudum.
Az bilinen bir bilgi vermeye gerek duydum: Voltaire, Candide’i yazarken sansürden kaçmak için eseri gizlice yayımladı. Hatta ilk baskılarda Cenevre’de yazsa da, kitap aslında gizlice Fransa’da basılmıştı. Cesaretine bakar mısın?