Fazlasıyla sorgulamalarda bulundurabilecek bir kısa roman, yer yer uzun diyaloglar üzerine kurulu olan bölümleriyle, bilgi yükleme amacıyla oluşturulan konuşmalar genellikle Ahmet Mithat Efendi 'yi andırıyor. Birçok pasajı etkileyici buldum. Kitabın içerisindeki yarım bırakılmış Polisiye romanın olması kitabı sürükleyici hale getirse de devamı beklenen bir kısım olmuş.
Hayat'ın mücadelesi, içsel savaşı, toplumsal zorlukları okuyucuda izler bırakan, sorgulatan ve farkındalık kazandıran bir sürece dönüşüyor.
Hayat'ın kendini 'farklı' özalgısı toplumun ve bireylerin 'farklı' algılaması, kurumların ve farkındalıkların yetersizliği bize kitapta tokat atar bir hissiyat sağlıyor.
Sadece bir alıntıyı buraya yazmak istiyorum.(Aslında birçok alıntıyı eklemek istiyorum)
'Geçmiyor canım ve de geçmeyecek, hastalık değil bu çünkü, engel türü. Geçecek olsa adı hastalık olurdu. Engellilerin çoğu gıcık olur zaten o lafa. Geçmiş olsun, geride kalması umulan seyler İçin söylenir, düzelmesi gereken şeyler için. Engelliye geçmiş olsun demek, alt metinde 'sen bozuksun, düzelmen lazım!' demek gibi bir şey değil mi?'
Engelli birine nasıl yaklaşmak gerekir bölümü beni etkileyen kısımlardandı. Kişi de bilmiyor nasıl yaklaşılması gerektiğini veya bunu düşünerek yaklaşılmasının mantığı nedir ki? Görünüşte algıladığımız bir engel türü bizi gererken tek böbrekli bir kişinin bilinmezliği veya sıradanlığı hiçbir duygu/durum yaratmıyor. Yaklaşılması sıradan olabilir.
Farkındalık konusunda hem bireylerin hem toplumun hem de kurumların daha çok üstlenmesi gereken olgular olduğunu düşündüren bir kitap tabii farkındalık günü düzenleyerek değil.
Kitaptaki Hayat karakterinin süreci;
Farklılığını kendisinin ve toplumun gözünde farkederek (bize de farkettirerek) bilinçlenmeye başlıyor, kimliğini/benliğini oluşturuyor. İçsel çatışmalarına karşın savunma mekanizmalarını oluşturuyor; duygusal olarak geri çekilse de bir kabullenme ve kendini onaylama sürecinden sonra yeniden doğuş aşaması başlıyor. Topluma katılması, toplumun direnci toplumun ve bireylerin empatisinin gelişimi sonrası bizleşmenin oluşumu. Çatışmaların içsel barışa evrilmesiyle; kabullenme, bütünleşme süreci başlamış oluyor.
Hayat bize engellilik, iletişim, aşk, büyüme-olgunlaşma-bütünleşme, yaşamsal ve psikolojik ihtiyaçlar konusunda ciddi manada farkındalıklar kazandırıyor.
Farkındalık konusunda hem bireylerin hem toplumun hem de kurumların daha çok üstlenmesi gereken olgular olduğunu düşündüren bir kitap tabii farkındalık günü düzenleyerek değil.
İnsan engelleri içinde aşar, toplum bu konuda geliştikçe de bireyin dönüşümü tamamlanır.
Sol ayağım kitabı ve Netflixteki Lucca'nın dünyası ve Special dizileri 'serebral palsi' ile alakalı benzer içerikler olsa da Hayat Yolunu Bulur daha bizden daha candan.
Tuğba Erbilen Gültekin ’in toplumun gözünde benliğin değişimini, benliğin yeniden tanımlanma sürecini beynimize güzelce kazıdığı bir eser olmuş.
Hayat Yolunu BulurTuğba Erbilen Gültekin · Boyut Yayın Grubu · 202315 okunma