Doktor Platon İlyiç Garin, gizemli bir salgının pençesindeki Dolgoye köyüne gitmek zorundadır. Bunun için güler yüzlü ve uysal kızakçı Perhuşa’yla beraber yola çıkar. Yanındaki aşı, bu korkunç hastalığın yayılmasını önleyecektir. Ancak aniden bastıran kar fırtınasıyla birlikte göz gözü görmemeye, tanıdık yollar örtülmeye başlar. Birkaç saatlik bir yolculuk, zamanın ve mekânın sonsuzluğa uzandığı, rastlantılarla hayallerin birbirine geçtiği destansı bir arayış halini alacaktır.
Tipi; Vladimir Sorokin kaleminden, Can Yayınlarından basımı yapılan, 200 sayfadan ibaret roman.
Uzak bir yerde salgın var, ulaşıp aşı yapabilecek tek doktor sizsiniz. Hava şartları çok ağır. Kızakla yolculuk yapmak zorundasınız. Ne yaparsınız? Her şeye rağmen salgını önlemek için yollara mı düşersiniz, yoksa kendinizi mi düşünürsünüz?
Gidecekleri yol 14 verst (14.9352 km.) tir. Doktor Platon İlyiç Garin, salgını önlemek için, her ne şartta olursa olsun gitmeye karar verir. Devlete ait kızaklar başka yerlere gidince, çaresiz parası ile tutmak zorunda kalır. Perhuşa, her ne kadar gönüllü olmasa da, paranın çokluğu ile ikna olur. Yolda çeşitli zorluklar ve aksiliklerle karşılaşırlar. Sürekli bir yerlerde mola vermek zorunda kalırlar. Yoğun tipi yağışı vardır, kar yolları kapatmış ve yolu görmek imkansız olduğu için, çok kere yoldan çıkmışlardır. Yorgunluk, soğuk, karanlık, sürekli çıkan aksilikler...
Doktor Platon İlyiç Garin, Dolgoye' ye gidebilecek mi,?
Düşünüyordu doktor: "Rüzgara karşı gitmek, bütün zorlukların, saçmalıkların, abuk sabuklulukların üstesinden gelerek, hiçbir şeyden, hiç kimseden korkmadan dümdüz yürümek, kendi yolunda yürümek, yazgısının yolunda direnerek, inatla yürümek... Hayatımızın anlamı bu işte!"
Kendini çevrenin güzelliklerine büyük bir hazla vererek düşünüyordu: "Engelleri aştık, yolu bulduk, kararlı gidiyoruz... Her insan kendi hayat yolunu bulmak için doğar. Tanrı hayat verdi bize ve yalnızca tek bir şey istiyor bizden: Bize bu hayatı bize neden verdiğinin bilincine varmamızı. Bitkiler ya da hayvanlar gibi yalnızca yaşamış olmak için değil. Üç şeyi anlamamızı istiyor bizden: biz kimiz, nereden geldik, nereye gidiyoruz."
Çağdaş Rus yazınının en çarpıcı ve özgün kalemlerinden Vladimir Sorokin, hiçbir yere çıkmayan yolları izleyerek korku ve merak dolu bir dünya yaratıyor. Tipi, Tolstoy’a ve Turgenyev’e ait bir dünyada bilimkurgu öğelerle süslenmiş bir kabus, günümüze ışık tutan çağdaş bir kış masalı.