Bu kitap insanın en derin yarasını kurcalıyor: Kendine yabancılaşmak.
Kierkegaard’a göre umutsuzluk; ne ölüm, ne de bir son…
Aksine yaşarken ölmektir.
İnsanın kendisiyle kavgası, kendisinden kaçışı, kendine dayanamayışı…
“Ben kimim?” sorusundan kaçtığın her an, bu hastalık ilerliyor.
Dışarıdan güçlü görünüyorsun belki…
Ama ruhun bir yerlerde sessizce çürüyor.
Kierkegaard bunu yüzümüze sertçe çarpıyor:
Kendi özünü unutmak, ruhun intiharıdır.
Ve yine o söylüyor:
İnsan ancak sonsuz olana tutunarak iyileşir.
Yoksa dünyanın gürültüsü, içimizin boşluğunu saklamaya yetmez.
Kitabı bitirdiğimde şunu düşündüm:
Hayattaki en büyük kayıp, insanın kendini kaybetmesi.
Ve bu kitap…
İnsana aynayı acımasızca tutuyor.
Okuduktan sonra kendinden kaçmak eskisi kadar kolay olmuyor.