Geçtiğimiz günlerde serinin ilk kitabını sizlerle paylaşmıştım. Ardından hemen ikinci kitaba başlamıştım. İkinci kitabı bitirirken ipucu olarak üçüncüsünün çıkacağı haberini okudum. Sanırım uzun bir seri bizi bekliyor.
İlk kitabın yorumunda Astrid ve abisi Asthon’dan sizlere bahsetmiştim. Bu yüzden ilk eser onların geldikleri evrene alışma ve uyum sürecini kapsıyor diyebilirim.
İkinci seride ise daha derin konulara girilmiştir. Astrid’in buluması gereken kutular vardır. Bu kutular içerisinde her biri ayrı bir gardiyana ait olan gücü bulundurmaktadır. Kutuların yeri Astrid’e rüya gibi gerçek hayattan soyutlanmış bir biçimde bildirilmektedir. Daha sonra Astrid ve diğer gardiyanlar ile erk hayvanları kutuları bulmaya çalışmışlardır.
Heyecan ve macera dolu bu yolculukları okurken kitap sizi de peşinden sürüklecektir. Astrid’in her başarısı beni de mutlu etti. Ayrıca her çözdüğü sorunun ardından yeni bir problemin ortaya çıkması duygudan duyguya savrulmama sebep oldu.
İlk kitapta olduğu gibi ikinci kitapta da Astrid’i bekleyen sırlar vardı. Bilirsiniz ki her sır er ya da geç açığa çıkar. Astrid’in hikayesindeki sırlar ise sizi heyecanlandıracak.
Bu eserde sık sık Astrid ve Endymion ( o da bir gardiyan) aşkını okuyacaksınız. Birinci kitaba göre bu eser daha çok yetişkenlere göre olduğunu hissettirdi.
Zaman zaman eserde sıkıldığım yerler de oldu. Günlük hayat içerisinden çok fazla detay verdiğini hissettim. Onun dışında heyecanlı bölümler okumamı devam ettirmemi sağladı. Hele öyle bir sonla bitti ki üçüncü kitabı şimdiden merak ettim.