Kitapların Sessiz Çığlığı
Performansın Değil, Özün Peşinde Şu hakikatin artık yüksek sesle ifade edilme vaktinin geldiğini düşünüyorum. Maalesef modern okuma kültürümüz, kitapların ruhunu ıskalayan bir gösteriye dönüştü. Aynı metinlerin tekrarı, çeviride kaybolan anlamlar ve en trajik olanı ise okumanın bir performans olarak sahnelenmesi... Siz de fark etmişsinizdir ki, artık kitaplardan ziyade onların nerede ve nasıl okunduğu fotoğrafı öne çıkıyor. Oysa gerçek okur, metinle kurduğu o görünmez diyalogdadır. Bir otobüs durağında, bir nöbet sırasında veya bir mutfak tezgahında... Hakiki okuma eylemi, bulunduğunuz mekândan sıyrılıp o satırların içine girebilmektir. Paylaşımda bulunulan o derin ve dağınık gözlemler, aslında edebiyat dünyasının kanayan yarasına parmak basıyor: Kitapları tüketiyoruz, ama onları özümsemiyoruz. Çeviri hatalarıyla dolu bir cümleyi alıntılamak, bir heykelin sadece gölgesine bakmaya benzer. Mesele, popüler olanı tekrarlamak değil, okuduğunuzu özümseyip kendi hayatınızın dokusuna işleyebilmektir. Kütüphaneler dolusu kitap, yalnızca bu içselleştirme sürecinden geçtiğinde anlam kazanır. Sahiden okumak, bir kaçış değil, daha derine dalıştır. O yüzden, bir sonraki kitabı hangi mânâlı köşede okuduğunuz değil, o kitabın sizde hangi derin izi bıraktığı önemli olacaktır. Derin okumalar dileğiyle... Seyit Berker Aydoğan
Alıntı
·
45 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.