Merhabalar
Bugün çok sevdiğim bir seri ile geldim. Lahza Mah Şer kitabı çok sevdim.
Çakır zaten favorilerim arasında. Tamam tamam kabul yazarın yazdığı erkek karakterler çok iyi kabul. Çakır bir tık daha fazla.
Çakır Seyhanlı. Aslen Adanalı ama İstanbul'da yaşayan sevdiği kadın için tüm mahalleye bakan sahip çıkan bir adam. Nasıl yani demeyin sırf sevdiği sevilsin yalnız bırakılmasın diye her şeylerini gideren bir adam.
Mahru annesi vefat etmiş küçük bir terzi dükkanı var. Babası mahallede kıraathanesi olan alkol içen bir adam. Abimiz zaten yapmadı yemediği halt kalmayan birisi.
Çakır ve Mahru birbirlerini çok uzun süredir sever ama Çakır'ın annesi Mahru'yu istemez kabul etmez. Bu Çakır için önemli mi? Asla değil. O sadece sevdiği kadın için yaşayan bir adam. Her şey güzel bir şekilde ilerlerken. Evlenmelerine çok az bir zaman kalmışken Çakırın cezaevine girmesiyle herşey değişir. Mahalleli yüz çevirir, babası zaten ilgisiz alakasız birisi. Mahru'nun şu hayatta te Hümeyra k tutar dalı Çakır'dır.
Aradan geçen koskoca 3 yılın sonrasında Çakır hapisten çıkar. Hesaplaşmalar yavaş yavaş başlar . Kitapta yan karakterleri de çok sevdim Şura, Mihriban, Turan.
Turan'a çok kızdığım yerler vardı ama hak verdiğimde çok. Bi ses yükseldi kaza sesi herkes oraya koştu araç takla atmıştı. Turan yerde kanlar içindeydi. Acı gerçeği öyle bir öğrendiki aklını kaybedip kaza yaptı.
Turan'ın o son sözleri halen kulaklarımda çınlıyor ah Turan..
Mihriban'ına doyamadı, anlayamadı, sevemedi, saramadı...
TURAN: çok mutlu ol Mihriban. Kimse için kendi doğrularından vazgeçme eş, dost, arkadaş hepsi yalanmış. Burada hak etmedim seni dedi. Adına türküler yazılan Mihriban'ın saçları kana bulandı. Eğer haketmişsem mahşerde kavuşuruz dedi...
*Kıyamadıklarım kıyametim oldu!
Şimdi ben kıyamet olup onlara kıyıyorum. "