Osmanlı döneminde bir subayın savaşlarla dolu hayat hikayesini anlatan ve beni birçok açıdan etkileyen bir kitaptan bahsedeceğim… Kitap hem anı hem roman şeklinde yazılmış. Kitabı okurken, bir subayın gözünden hem Osmanlı’nın son dönemine hem de Kurtuluş Savaşı yıllarına tanıklık etmek beni çok etkiledi.
O dönemin olaylarını çoğunlukla Atatürk’ün anılarından ya da genel tarih kitaplarından öğrendiğimiz için, bu roman farklı bir bakış açısından dönemi görmek açısından çok faydalıydı.
Selahattin’in çocukluğundan itibaren yaşadığı zorluklar, asker olma süreci ve cephedeki anıları, o dönemin ruhunu çok canlı bir şekilde hissettirdi. Özellikle onun sadece bir asker değil, aynı zamanda duyguları olan, düşünen ve sorgulayan bir insan olarak anlatılması kitabı daha samimi kılmış.
Bazı yerlerde savaşın acı yönleri ağır gelse de yazarın sade dili ve olayları içten anlatışı sayesinde kitap bir tarih belgesinden çok, yaşanmış bir hayat hikayesi gibi geldi bana. Özellikle askerlerin yaşadığı zorlukları, imkansızlıklara rağmen mücadele etmelerini detaylı bir şekilde okurken o çaresizliği, kararlılığı ve vatan sevgisi duygusunu sonuna kadar hissettim. Savaşın yanı sıra, dönemin Osmanlı halkının yaşamına, düşüncelerine ve zorluklarına da değinilmesi kitabı daha gerçekçi ve dolu hale getirmişti.
“Yüzbaşı Selahattin’in Romanı”, sadece bir savaş hikâyesi değil; aynı zamanda bir insanın büyüme, olgunlaşma ve vatan sevgisini anlamlandırma hikayesiydi. Bu roman, bana hem vatan sevgisinin hem de insan olmanın ne kadar zor ama anlamlı bir şey olduğunu hatırlattı. Kitabı okumamı sağlayan @u_may okumaya ve düşünmeye teşvik eden bu etkinlik için teşekkür ederim:)