Bu inceleme ara ara alıntılar ara ara (parantez içinde bulunan) benim notlarımdan oluşan uzun bir incelemedir, iyi okumalar.
“Asrın Lideri Erbakan” Kitabından notlar.
“İlkokul çağında bile arkadaş grubuna öncülük etmeyi sevmektedir.” (liderlik vasfı)
Kişiliğinde dikkat çeken bir özelliği de, başkalarının koyduğu kurallara göre değil kendi kurallarıyla oynaması” (çocukluğunda bile özerklik gösteriyor)
(yaşı kendi dönemindekilerden küçük olmasına rağmen okul hayatı başarılı geçmiş ve okuduğu okulları genellikle birincilikle bitirmiş.)
(akademik yönü kadar sosyal yönü de gelişmiş, sevilen biri.)
(okul yıllığında kendisinden şöyle bahsediliyor)
“Toylardandır, dindardır, çalışkandır. Hayatını yarısını namaz, yarısını da projeler işgal eder. Sınıfın yarısını kendisi yarısını da arkadaşları işgal eder. Proje ve raporları geniş izahlıdır.”
“Sınıflarda ders vermek sadece Doçent ve Profesörlerin yetkisinde olmasına rağmen , asistan olduğu halde, ders anlatmasına ve hocalık yapmasına özel izin çıktı.”
(Girişimci bir insan. Atattığı savaşlara rağmen ayağa kalkan ülkelere bakıp –mesela Almanya- Türkiye neden yapamasın diyor.)
(İnsan canına değer verdiğini söylüyor onunla çalışan ustalardan “Coşkun Tezcan”-işçiye insani değer verilmesi-
(Zihinsel faaliyetlerini pratiğe dökmek için çalışıyor.)
(Bizim ithalattan ötürü zengin olan ufak kesim -her zamanki gibi- aşağı çekmeye çalışıyor, en ufak aksaklıkları halk arasında dalga konusu ediyor.)
“Elbette Osmanlı gibi bir devin torununu; dedesinin misyon ve mirasını hatırlamayacak kadar kendi derdine düşürmek gerekti.” (sayfa 103)
Dahası bizim milli ve manevi değerlerimize tam manasıyla hizmet edecek bir parti de yok; sadece ‘bu parti şu partiye göre daha ehvenişerdir’ zihniyeti var. (Bu zihniyet insanları isteyerek ama aynı zamanda mecbur olarak tek partiye yöneltmek için oluşturulmuş olamaz mı?)
“Fettullah Gülen’de Erbakan’dan nefret ettiğini söylerken alnı bir kere secdeye varmamış Ecevit’e şefaat edeceğini söylemiştir.”
(Erbakan Necip Fazıl’ın eserlerini yakından takip edermiş. İdeolocya Örgüsü gibi eserler fikirlerini şekillendirmiştir muhakkak.)
“Elbette fikir özgürlüğünün olduğu yerde tüm görüşler birbiriyle adil bir şekilde mücadele eder; sonunda haklı olan taraf meydana çıkar.(…) Oysa fikirlerin baskılandığı bir ortamda ne olur? Fikirler yer altına çekilir, saklı gizli faaliyetlerle tecrübesiz beyinlere dayatılır. Kendisine telkin edilen fikrin alternatifini duyma imkânına sahip olmayan gençler, bu dayatmanın etkisiyle kahramanlık yapmaya çalışırlar. Öyle de oldu nitekim…”
(kitapta geçen sevdiğim bir ifade)
“İleriyi göremeyen gericiler, geriye bakmayan kör ilericiler…”
“Halkın büyük çoğunluğu ülke meseleleri hakkında ancak kendilerine sunulan hazır klişeleri ezbere tekrarlar, hakikati ne araştırabilecek imkânları vardır; hatta ne de merak ederler. Hele okuma yazma alışkanlığı olmayan ülkemizde, bir raya gelince erkeklerimizin futboldan kadınlarımızın televizyon dizilerinden başka konuşacak lafı yok gibidir.” (sayfa 155)
“Şayet Sayın Erbakan istenilen şeylere imza atsaydı bugün hoca ve partisi hâlâ iktidarda olurdu.” (siyasette kıvrak olan barınıyor tabi)
“O hep ‘yeni bir dünya’ dedi. Halk onu ne kadar anladı bilmiyoruz ama ne yazık ki düşmanları daha iyi anladı.”
“Peki, bu durumda bize düşen nedir? ‘Bak denedik olmuyor’ deyip yılmak mı? ‘Bırakmıyorlar ki; ne yapalım’ diye iç çekip bir kenara sinmek mi? İpleri ellerine teslim edip dümen sularına girmek mi? Yoksa ‘Demek doğru yoldayız ki korkuya kapıldılar. Demek hâlâ bizden ümit var’ diye coşku mu duymalıyız.(…)
İçimizden hayalleri olan, bu hayalleri hayata geçirecek kadar büyük yüreği olan bir lider çıkmışken bu yılgınlığınızı Allah katında nasıl savunacaksınız?
‘Sizi gidi taklitçiler sizi’ (muhalefete karşı esprili bir şekilde böyle söylermiş)
‘Onlar ders sırasında arka bahçeden kaçtılar.’ (AKP’liler için böyle söylermiş)
“Kötü niyetli olanlar onu anladı ve önünü kesmek istedi iyi niyetliler anlamadı ve önüne engeller çıkardı.”