Gönderi

Tozlu Yol
9/10
·250 syf.··
2025 24. kitabı
Tozlu yol Tozlu YolTozlu Yol @Baharsevim72 Bahar SevimBahar Sevim Bahar Sevim’in Biharê isimli şiir kitabını okumuş ve çok beğenmiştim. O kitap üzerine duygu ve değerlendirmelerimi kendisiyle paylaşmıştım. Yakın zamanda ise Tozlu Yol romanını okuma güzelliğine eriştim. Şiirlerinde olduğu gibi romanında da kendine özgü bir tarz ve yoğun bir duygu dili ,şiir dili mevcut. Uzun bir roman değil; ancak kısa bir hikaye olarak da değerlendirilemez. Bu yönüyle günümüz edebiyatında üst seviyelerde yer alan“novella” türüne, yani uzun hikaye ile kısa roman arasındaki o özel kategoriye dahil edilebilir. Tozlu Yol, sevgi, fedakarlık, toplumsal beklentiler ve eğitimin dönüştürücü gücü gibi temaları derin bir duygusal tonla işleyen dokunaklı bir romandır. Değişen bir coğrafyanın fonunda geçen roman, genç bir Kürt kızı olan Helin ile idealist bir öğretmen olan Selim’in hikayesini anlatır. Bahar Sevim’in sade ama etkileyici dili, okuru karakterlerin iç dünyasına ve yaşadıkları zorluklara güçlü bir biçimde bağlar. Roman, köy yaşamının güzelliklerini ve zorluklarını, insan ilişkilerinin karmaşıklığını ve ataerkil bir toplumda kadınların karşılaştığı engelleri başarıyla yansıtır. Ayrıca savaşın birey ile toplum üzerindeki etkisi belli bir boyutta işlenmiştir. Bunlar hem bireysel hem kolektif acıları, umutları ve zorlukları bir şekilde hissettiriyor. Eserin ana teması, Helin’in öğretmenine duyduğu ama tam olarak anlamlandıramadığı duygular üzerinden, en genel anlamda insanın anlam ve hakikat arayışını ele alıyor denilebilir. Bazen bu arayış bizi farkında olmadan “tozlu yollara” sürükler; bazen de içsel bir dönüşüme taşır. Karakterimiz, kadının doğasında var olan o güçlü potansiyeli, kimi yaşanmışlıklardan sonra fark eder ve bunu aşma noktasında gereken iradeyi gösterir. İnsan yaşamında kimi süreçler vardır; tıpkı bir ekicinin tohumları gibi: Kimi yolda dökülür, kimi kuşlarca yenilir, kimi kayaya düşer yeşermez; ama doğru toprağa ulaşan tohumu hiçbir şey durduramaz. Birçoğumuzun yaşamı da böyledir. Helin, bu tozlu yollardan çıkıp kendi toprağıyla buluşabilen bir karakter olarak, özellikle kadınlar için bireysel anlamda güçlü bir örnek oluşturur. Kitabı okurken özellikle Helin karakteri bana Çernişevski'nin "Nasıl Yapmalı?"romanındaki Vera karakterini çağrıştırdı. (Vera ismi Slav dillerinde “inanç, güven” anlamlarında kullanılır; Helin ise Kürtçede “kuş yuvası” anlamındadır. Yazarın Helin, Gülistan vb. isim seçimleri de dikkate değerdir.) Vera’da daha çok var olan düzen dışında bir arayış ve mücadele varken, Helin’de var olan düzen içinde, daha çok ekonomik ve kariyer merkezli bir arayış ve bireysel bir mücadele söz konusudur.Bu açıdan zihinsel ve felsefi boyut daha da geliştirilebilirdi. Bu, hem kurgu boyutu hem de onu destekleyen karakterler açısından da belirtilebilir. Yazarın önsözünde bu konuda bir başlangıç yapması ve romanı “hikayesi yarım kalmış tüm kadınlara” atfetmesi ve yer yer işlemesi ise bu eksikliği bir nebze kapatıyor. Daha önce bir şiiri için “Beni,bizi anlatıyor.” demiştim. Aynı duyguyu bu roman için de hissediyorum. Eserin biyografik ya da yarı otobiyografik izler taşıdığını düşünüyorum. Çünkü romanın ana kurgusu, her insanın geçmişinden bir parçayı içinde barındırıyor. Konunun başlangıç noktası oldukça cesur. Bu durum kimi çevrelerce eleştirilebilir ama olgusal, yaşanmış ve yaşanabilecek bir gerçeklikten bahsediliyor. Bu yüzden irdelenmesini gayet normal buluyorum. Erkek ya da kadın, çoğumuz küçüklüğümüzde öğretmenimize ya da herhangi birine ilgi duymuşuzdur. Bu duygu sevgi de olabilir, aşk da. Fakat aşkı dar ve bedensel ölçülere indirgememek gerekir. Günümüzde aşkın bu şekilde sınırlanması, erkek merkezli bakış açısının bir sonucudur. Oysa aşk, evrendeki en saf ve güçlü çekim kuvvetidir; bozulmamış, forma indirgenmemiş haliyle.Yazarımız Helinin duygularını her ne kadar aşk olarak degerlendirmemişse de, bunu aşk olarak dğerlendirebileceğimizi düşünüyorum.Bu açıdan Helin’in duyguları da günah değil, saf bir sevginin tezahürüdür. Tıpkı bir türküde psöylendiği gibi: “Küçükken seveni cennete gönderseler…”deki gibi cennetlik bir sevgi, yine kendinden, çıkarsız bir sevgidir.Bir elinde ateş, diğerinde su olan Basralı Rabia el-Adeviyye’nin ilahi sevgisi gibi… Lakin bazen bu iyi ve güzel duygular, tozlu yollardan cehenneme de götürebilir. Ki cehenneme giden yol, iyi niyet taşlarıyla , güzel taşlarla da döşeli olabilir. Sonuçta sevgi ya da onun en arınmış hali olan aşk, yaşamın özü ve gerçeğidir. Helin’in hikâyesi, hepimizi bir şekilde içine alır. O, kadın doğasının yani kendi doğasının farkına varınca, öğretmeninin duygularına farklı bir bilinçle karşılık verir ve kendi yolunu çizer. Sadece teknik açıdan giderilmesi gereken birkaç husustan bahsedilebilir.Bunun dışında mekan ve zaman ilişkisi — daha doğrusu coğrafya ve dönemin toplumsal, siyasal koşulları — daha da açımlanabilirdi. Bu noktada kendinde bir sınırlandırma izlenimi veriyor. Bu durum kimi zaman akışta bir kopukluk hissi uyandırabiliyor.Yine kimi yerde tavsirlerin derinlestirilememesi aynı etkiyi yaratıyor. Kitaptaki kimi konuşmalar ve anlatım, evrenseli yakalama adına yer yer yerel özgünlüğü azaltabiliyor. Derinleştirilebilecek bu kısımlar dışında Tozlu Yol, bireysel özgürlük, sevgi, eğitim ve direniş temalarını iç içe işleyen, sade ama derin bir roman. Helin’in yolculuğu her ne kadar bireysel gözükse de yalnızca bir kadının değil, bir toplumun da değişim hikayesidir. Bahar Sevim, okuru hem düşündüren hem de duygulandıran bir eser ortaya koymuştur. En genel anlamda Bahar Sevim’in eserlerinde aynı damar var: hakikatin, sevdanın ve insanın özü. Yazarın dili sade ama derin ve şiirsel; duygusu içten, sesi güçlü. Yazara şahsım adına teşekkür eder;eline, kalemine ve yüreğine sağlık diyor, başarılarının devamı için 3. eserinin gelmesini dört gözle bekledigimizi ifade etmek istiyorum.
Tozlu YolBahar Sevim · Orkay Matbaacılık · 202312 okunma
·
103 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.