·496 syf.····Okunma: 05 Eylül 2025 08:21 Merhaba,
Kitabı normalde okuma tempomdan çok daha yavaş ve aralıklı okumam nedeniyle, kitabın da özellikle başında zaman atlanarak anlatılması ile biraz zorlandım. Bu zorluk yaklaşık 100 sayfa kadar sürdü. Ancak sonradan hem karakterlerin oturması, hem zamanın daha sürekli hale gelmesi ile hem de yazarın yalın bir anlatım dili seçmesi ile kitap akıp gitti. Yalın dediysem dönemine uygun bir yalınlık olduğunu söylemeliyim. Eski ve yöresel kelimeler olmakla birlikte anlatım yalındı.
Ana hikaye Çanakkale Savaşı ile Sakarya Meydan muharebesi arasında geçen zamanda ve Anadolu'nun batısında Akhisar Ovası'nı merkeze alan bir coğrafyada geçmekte. Anlatım dili ve sınıfsal bakış açısı ile yazarın üslubunun Yaşar Kemal'e benzetilmesi sürpriz değil. İnce Memed ve Apti Ağa'ya benzer karakterler barındırıyor aynı zamanda (Kayalıoğlu Adnan Bey ve Arapoğlu Ali). Her ne kadar coğrafya farklı olsa da Feodal üretim ilişkilerinin hüküm sürdüğü, birbirine yakın zamanlarda geçen hikayeler olması da bu benzerliği düşündürüyor. Ülkenin yaşadığı bu zor zamanlarda karakterler de mensubu olduğu sınıfa uygun pozisyon alıyorlar. Bu da hepimizin bildiği tarihsel savaşlara paralel eş zamanlı bir iç savaş da yaşandığını gözler önüne seriyor.
En nihayetinde ben oldukça güçlü bir roman okuduğumu düşündüm. Yazarın üslubunu da, zaman ve mekana hakimiyetini de beğendim. Çok büyük bir emek harcandığı ortada.
Deli İbram Divanı'nda da, Köstenli İbrahim'in hikayesinin anlatıldığını öğrenmemle birlikte o kitabı da okuma listeme aldım. Bir güzel haber de yazarın 1940'lı yılları anlatan bir roman planlaması oldu. Merakla takibe devam