Yazara ait okuduğum üçüncü kitap oldu "Yedinci Gün". "Yaşamak" ve "Kanını Satan Adam" dan sonra yine çok iyi bir kitap olacağından emindim.
Kitabın konusu genel olarak şöyle:
Yang Fei kırk iki yaşında oturduğu lokantada çıkan bir yangında hayatını kaybeden, yalnız ve yoksul bir adamdır. O derece yoksuldur ki değil mezar satın alacak - ki bu bile büyük bir lükstür ülke şartlarında - kefen alacak bir yakını ve hatta parası dahi yoktur. Hayatta onun için yas tutacak kimsesi olmadığından kendi yasını kendi tutmak zorunda kalan bir adamdır Yang Fei.
Krematoryum'da (Cenaze İşleri Genel Müdürlüğü) yakılmak için sırasını beklerken hayatındaki bazı sırları çözmek için geçmişine doğru bir yolculuğa çıkar.
Adını andığım diğer eserlerinde olduğu gibi yazar ülkesinin sosyal ve ekonomik atmosferini arka planda işleyerek doğal bir biçimde yansıtmış. Devletin halkı yıldıran konutlarına çökme politikasını, nüfus planlaması uygulaması nedeniyle sapasağlam doğan bebekleri "tıbbi atık" diyerek nehre atıp katleden hastaneleri, ne kadar çalışırsa çalışsın bir türlü konfor içinde bir hayat süremeyen, fakirlik içinde yaşayan, yoksulluğun dibine vuran halk kitlelerini, kısa sürede paraya ulaşabilmek için böbreğini satmak zorunda kalan insanları sömüren kara düzeni çok iyi eleştirmiş yazar. Yu Hua tam olarak yaşadığı toplumun aynası olan muhteşem bir kaleme sahip bir yazar.
Sade ve akıcı üslubuyla hikayenin içine gireceğiniz, okurken yüreğinize işleyecek acılarla, gözyaşlarıyla dolu bir kitap.
Elbette tavsiyedir.