Gönderi

Bir Duygu Atlası: Cumhuriyet’in İlk Sabahı
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2025 34. kitabı
Cumhuriyet’in İlk Sabahı… Bu kitapta sadece bir hikayeyi değil, içimde yeniden doğan bir duyguyu yaşadım. Şermin Yaşar’ın o yumuşacık anlatımıyla, İlber Ortaylı’nın bilgece çizdiği tarihsel çerçeve birbirine öyle güzel dokunmuş ki, satır aralarında hem geçmişin hem bugünün sesi yankılanıyor. Kitabın başında, o küçük çocuğun Ankara’daki dünyasına adım atıyoruz. Bir yandan savaşın gölgesi, bir yandan bilinmeyen bir kelime: Cumhuriyet. O kelimenin anlamını kimse tam bilmiyor ama herkes onun güzel bir şey olduğuna inanıyor. O inanç, yoksullukla yoğrulmuş, umutla ayakta kalmaya çalışan bir halkın kalbinden doğuyor. Sayfalar ilerledikçe, babası cephede olan küçük bir çocuğun her geçen trende babasını arıyoraması, cepheden dönen her askere “Babamı gördünüz mü?” diye sorması; o kadar saf, o kadar derin bir umutla beklemesi… Ama kimse tanımıyor, kimse görmemiş. Bu sahnelerde içim burkuldu; o çocuğun bekleyişinde sadece kendi babasını değil, savaşta kaybolan bütün hayatları hissettim. Yıllar sonra, Meclis’in açılışında o çocuk artık büyümüş bir mektepli olarak Atatürk’ün karşısına çıkıyor. Yine aynı soruyu soruyor, bu kez sesi daha titrek: “Herkese soruyorum ama kimse babamı tanımıyor… Siz cephede babamı gördünüz mü?” Atatürk’ün verdiği cevap kitabın en vurucu, en sarsıcı anıydı: “Ben cephede bütün babaları gördüm. Senin baban Cumhuriyet’tir.” Bu cümlede öyle güçlü bir anlam var ki… Okurken kalbimden bir şeylerin koptuğunu hissettim. Cumhuriyet, o anda bir yönetim biçimi olmaktan çıkıyor; bizi büyüten, bize kim olduğumuzu hatırlatan bir baba, bir sığınak, bir umut oluyor. Sonra da o mektepli çocuk bir Cumhuriyet öğretmeni… Kitabın her sayfasında halkın nasıl mücadele ettiğini, yokluk içinde bile nasıl inançla, nasıl yürekle direndiğini okurken boğazım düğümlendi. Bazı bölümlerde gözyaşlarım sayfalara karıştı. Kadınların, çocukların, öğretmenlerin hikâyeleri öylesine sade ama bir o kadar güçlü ki… Onlar aslında tarihin değil, insanlığın kahramanları. İlber Ortaylı’nın tarihsel bilgisiyle kurduğu sağlam zemin, Şermin Yaşar’ın insanın kalbine dokunan diliyle birleşince ortaya sadece bir kitap değil, bir duygu atlası çıkmış. Biri Cumhuriyet’in aklını anlatıyor, diğeri onun kalbini. Ben okurken ikisini de hissediyorum — hem gurur hem hüzün hem de tarifsiz bir minnettarlık. Ve sonunda o cümleyle karşılaşıyorum: “Atatürk Türkiyesi, bozkırın ortasında bir ışıltıdır.” O ışıltı, sanki bir sabahın ilk güneşi gibi kalbime doğuyor. Cumhuriyet’in ilk sabahını yaşamadım belki ama o sabahın ışığı hâlâ üzerimizde. Bu kitabı kapattığımda içimde derin bir sessizlik oldu. Şu an vatanımdan uzakta olsam da, o sabahın ışığı bana memleket kokusunu getirdi. Cumhuriyet’in ilk sabahından beridir, Cumhuriyet’in en güzel günlerini yaşayan sade bir Türk vatandaşı olarak bu esere emeği geçen herkese içten bir teşekkür borçluyum.
1000Kitap
Cumhuriyet'in İlk Sabahıİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 20234,625 okunma
·
1 +1'leme
·
49 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.