Okurken José Saramago’nun diliyle birlikte ben de o bilinmeyen kıyıya doğru sürekli bir iç sınır geçişi yaşıyorum; insanın kendisini bulma arzusunun ne kadar büyük, ne kadar yakıcı ve ne kadar direnç gerektirdiğini her bir satırda yeniden hissediyorum. Bir ada aslında sadece ada değil; bir ihtimal, bir varoluş, bir ısrar ve ben bu öyküde bütün ihtimallerin kaderden değil, yönelimden ve seçişten doğduğuna inanarak ilerliyorum.