Grigory Petrov’un Beyaz Zambaklar Ülkesinde adlı eseri, karanlıklar içindeki bir ülkenin, yılmadan çalışan bir avuç idealistin ellerinde nasıl yeniden filizlendiğini anlatır. Bu eser; bataklıkların arasından beyaz zambaklar yeşerten Finlandiya’nın hikâyesi üzerinden, aslında her millete seslenir: “Uyanın, çalışın, kendinizi yeniden inşa edin.”
Kitabın sayfalarında en çok yankı bulan ses, genç öğretmenlerden din adamlarına, askerlerden sade halka uzanan bir çağrıdır. Herkes, kendi siperinde bir neferdir. Çünkü Petrov’a göre milletler, yalnızca seçkinlerin değil; elini taşın altına koyan her ferdin omuzlarında yükselir. Bu yönüyle eser, yalnız bir anlatı değil, aynı zamanda bir diriliş manifestosudur.
Kitabın öznesi Finlandiya’dır; fakat satır aralarında Anadolu’nun kokusunu almak mümkündür. Belki de bu yüzden Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Beyaz Zambaklar Ülkesindeyi büyük bir takdirle karşılamış; hem Harp Okulu’nda hem de sivil okullarda okutulmasını tavsiye ederek genç zihinlere ilham vermesini istemiştir. Atatürk’ün bu övgüsü, eserin yalnızca bir ülkenin değil, bütün mazlum milletlerin kaderine aynalık ettiğini gösterir. Kitaptaki mücadele ruhu, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarındaki “yoktan var etme” iradesiyle aynı kaynaktan beslenir.
Eser, basit bir kalkınma hikâyesi anlatmaz; insanın kendini ve memleketini yeniden kurma iradesine övgüdür. Her sayfası; cehalete karşı bilgiyi, umutsuzluğa karşı inancı, dağınıklığa karşı örgütlü çabayı yüceltir. Özellikle eğitim üzerine yaptığı vurgular, kitabı sadece tarihî bir metin olmaktan çıkarır; bugün dahi elden bırakılmaması gereken bir düşünce kılavuzu hâline getirir.
Okur, satırları çevirdikçe bir ülkenin nasıl sessizce büyüyerek kelimelerden bir mucize dokuduğunu görür. Bu kitap, tembelliğin karanlığını, çalışmanın aydınlığıyla delen bir hikâyedir. Finlandiya’nın başarı öyküsünde aslında kendi kaderimizi görür; “Ben ne yapabilirim?” diye soran herkes, cevabın kendisinde saklı olduğunu anlar.
Sonu gelmeyen şikâyetlerin değil, küçük ama inançlı adımların milleti dirilteceğini söyleyen bu eser, okuyana sorumluluk yükler.
Bugüne, yarına ve sonsuza bakanlar için bu kitap, ufku genişleten bir penceredir.