Herkese merhaba Bugün size beni çok etkileyen bir kitap ile geldim. Percy Shelley, İngiliz bir şairdir ama sadece bu kalıba sığmamıştır. Gittiği üniversitede çıkardığı isyanlar, toplumun belirli kalıplarına uymayan davranışları, kadın ve erkekler arasındaki dengeyi savunması gibi çok fazla cesaret içeren isyanları vardır. Okuldan atılmasına ve babasının evlatlıktan reddetmesine sebep olan olay “Ateizmin Gerekliliği” adlı makalesini yazdığı için olmuştur. O sadece yazmıyor bütün bu kalıplara karşı güçlü bir duruş sergiliyordu. Kitapta onu bir anarşist, bir aşık, bir doğa mistiği, bir siyasi eylemci ve özgürlük davetçisi olarak anlatır.
Ama Shelley kendisi hiçbir zaman "şiir yazmak için" şiir yazmadı.Ona göre şiir, bir bildiri,bir silah, bir uyandırıcıydı.Şiiri devletin suratına atılmış bir aynaydı.Ve o aynada tiranlar kendi çirkinliğini görsün diye yazdı.
Ben savunduğu her şeyi değil ama duruşunu ve olaylara bakış açısını çok sevdim. Özellikle ikinci evliliğinde karısı ile olan ilişkisi, bir hayatı paylaşmanın ne demek olduğunu bu kadar güzel anlatmasına bayıldım. Çünkü Shelley’e göre aşk, bireyin ruhsal özgürlük anıdır.
Shelley'nin yazılarına, şiirlerine ve özel mektuplarına bakıldığında ,aşkın ne olduğu kadar, ne olmadığını da net biçimde tanımlar:
Aşk mülkiyet değildir.
Aşk bağlılık yemini değildir.
Aşk, toplumsal görev değildir.
Aşk, ahlaki bir format degildir.
Aşk, yalnızca heteroseksüel degildir..
Aşk, tek bir biçimle sabitlenemez.
İncecik ama dolu dolu bir kitap kesinlikle tavsiye ederim.