Gönderi

Puan vermedi·112 syf.··
2025 622. kitabı
Kazıklar Sahibi: Firavun – Tahtın Çürük Direkleri Zübeyir Yetik, Şanlıurfa'nın Siverek toprağında 1941'de kök salmış bir düşünür; şiirlerin ıslak mürekkebinden kıssaların kuru gerçeğine, deprem enkazlarından savaş izlerine uzanan bir yolda, "Yeni İslâmî Akım"ın en taşkın nehirlerinden. Erzincan'ın titreyişi, Karabağ'ın kanayan yaralarıyla beslenen Yetik, tarihî canavarları bugünün iktidar arenalarında gezdirme sanatını biliyor. Nemrut'un ateşi, Karun'un altınları, Ebu Cehil'in zehri, Bel'am'ın fısıltısı derken, 2012'de Pınar Yayınları'ndan taşan Kazıklar Sahibi: Firavun, onun bu serisinin en heybetli heykeli. Firavun'u –o Nil'in efendisi, ilahlık iddiasındaki tiran– merkeze alan kitap, zulmü bir koltuk değneği gibi kullanan bir figürü, her çağın "taht mimarları"na eviriyor. Yetik burada, Musa'nın (a.s.) kavmine karşı yükselen bir gölgeyi, sadece bir despot portresi olmaktan çıkarıp, iktidarın çürük kazıklarına dönüştürüyor.Kitap, Firavun'un saltanatını Kur'an ayetleri ve rivayetlerle örerek sunuyor, ama Yetik'in büyüklüğü, bu örgüyü bir destandan öteye, psikolojik bir oyuna çevirmesinde. Firavun, güç delisi bir inşaatçı; piramitler gibi anıtlar diken, halkı tuğla köleliğine zincirleyen, ama asıl kazıkları kendi ruhuna saplayan bir figür. Yazar, onu "tanrılaşma hevesinin kurbanı" olarak resmediyor: Sihirbaz duel'leri, bebek katliamları, Musa'ya (a.s.) meydan okumalar... Bunlar, çıplak tarihî bir kronik değil; zulmün, korkunun ve ilahlık yanılgısının anatomisi. Yetik, Firavun'u "kendi kazıklarını çakarken batan efendi" diye betimlerken, okuyucuyu kendi taht hayalleriyle hesaplaşmaya itiyor. Bu öykü, bir yükseliş değil; Nil'in taşkınlığında boğuluş, iktidarın suda eriyişi.Yetik'in kalemi, ayetlerin ağırlığını taşıyan bir ritimle akıyor; bölümler, her biri bir ferman gibi başlayıp, bir lanetle sonlanıyor. Rivayetleri ince bir bıçakla yontuyor, Firavun'un "sonsuzluk" iddiasını günümüz prizmasından –mesela totaliter rejimlerde, ego tapınaklarında– geçiriyor. Bu, kitabı dini bir tefsirden çıkarıp, politik bir manifestoya yükseltiyor. Dil, sert ama akıcı; yer yer mecazi fırtınalarla coşuyor, tıpkı Firavun'un ordusunun Kızıldeniz'de yutulması gibi. Bir gedik? Belki Musa'nın (a.s.) mucizelerine daha fazla ışık düşürülebilirdi, ama bu, tiranın siluetini keskinleştirmek için bilinçli bir karanlık perdesi.Firavun'u okurken, gözüm bugünün "kazık ustalarına" ilişiyor: Tahtlar kuran diktatörler, kalabalıkları ezerek yükselenler, ilahlık kisvesi altında zulüm satanlar. Yetik, 2012'de kaleme alırken, iktidarın çürüklüğünü sezdiriyor: O, bir isim değil, bir yapı. Bu kitap, bir çekiç gibi; okudukça, kendi kazıklarımızı söküyoruz. Eğer kıssaları sever, ama onları gücün iskeletiyle birleştirmek isteyenlerdenseniz, tam bu eser. Yetik'in diğer figür heykelleriyle yan yana konunca, bir "zulüm pantheon'u" doğuyor – ve Firavun, o pantheon'un en heybetli, en kırılgan sütunu. Önerim: Fırtınalı bir gecede, mum ışığında okuyun; sabah uyandığınızda, tahtınızın sallandığını hissedeceksiniz.Aklıma Netanyahu Sarı Kafa geldi
1000Kitap
FiravunZübeyir Yetik · Pınar Yayıncılık · 201218 okunma
·
68 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.